menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NE DEMİŞTİK? OSİMHEN YOKSA BURUK'TA YOK!

26 0
13.04.2026

İzmit’te oynanan ilk maçın hesabının aylar sonra görülmeye çalışılması, özellikle de Okan hoca tarafından köpürtülerek yeniden kamuoyu gündemine taşınması, Galatasaray'ın kendi iç dinamiklerini harekete getirmek içindi..

 

Ancak bu hamle, kendi camiasını motive etmek yerine, karşı tarafı daha fazla motive edebilirdi, nitekim öyle de oldu...

 

Müsabaka Galatasaray'ın baskısı ile başladı ve gol ilk yarıda geldi.. 

 

Ancak ev sahibinin düşük tempolu futbolu, bu maçta da ön plana çıkınca Sarı-Kırmızılı'ların pozisyon üretmekte zorlandığını gördük..

 

Süper Ligde sona yaklaştığımız bu peryotta, rakiplerin artık kapalı savunma yaparak oynamalarının yanı sıra, temaslı oyununun, Galatasaray’ın temposunu etkilediği düşünülebilir ama..

 

Sarı Kırmızılı'ların Şampiyonlar Ligi hüsranı sonrası, genel olarak düşüşte olduğu da göz ardı edilmemelidir..

 

Ayrıca Okan Buruk Osimhen'in yokluğunda, aşırı kilolu ve formsuz İcardi'yi kulübede tutup,  santrforda Barış Alper tercihi de, bana göre hatalıydı..

 

Çünkü rakibin defans kurgusunun fizikli oyunculardan oluşmasının yanı sıra, gömülü oynamaları nedeniyle, geniş alanda oynamayı seven Barış'ın etkisiz kalması doğaldı..

 

Üstelik Okan hocanın, deplasmanda yanında oturtması gereken Icardi’yi, iç sahada maçlarında da kulübede oturtması, anlamsız olmaktan ziyade mantıksızdı... 

 

Nİtekim maçın hemen başında Barış Alper’in yakaladığı iki pozisyonda topla Icardi buluşsa, ikisi de büyük ihtimalle golle sonuçlanırdı..

 

Maçın en ilginç oyuncusu da Leroy Sane idi..

 

Göztepe maçında sahada yokları oynamasına rağmen, Kocaeli karşısında ilk onbir şansı bulan Alman futbolcu, kaptırdığı topla az kalsın takımına gol yediriyordu ki.. 

 

Dönen topta Jakobs’un yaptığı ortada, şık bir kafa golüne imza atarak, rakibin kilidi açtı... 

 

İşte tam da bu nedenle, 'futbol garip bir oyun' düşüncesine, hak vermek gerekiyor..

 

Sane sadece attığı golle kalmadı, ikinci yarıda takımının en verimli futbolunu oynayan, dahası da temposu düşen takımını ayakta tutan en önemli isim olarak, dikkati çekti...

 

Rakip Kocaelispor’da çok eksik vardı ve bu durum oyunlarını olumsuz etkiledi..

 

Takım halinde Galatasaray savunmasını tehdit edecek güçten oldukça uzaktılar.. 

 

Tüm bu olumsuzluklara rağmen, Selçuk İnan bu sezon farklı performans sergileyen Tayfur ve Petkovic’i, ikinci yarı sahaya sürünce, attıkları gol, bu ikili sayesinde geldi.. 

 

Taktiksel mi, yoksa psikolojik mi karar veremedim ama, Kocaelispor özellikle ilk yarıda her anlamda “geriye yaslanarak” zaman geçirmek yerine, rakibini 2.bölgede karşılayıp oyuna ortak olmayı düşünse, büyük ihtimalle bir puandan fazlasını da alabilirdi..

 

Dahası Galatasaray'da, ilk yarıda rakibinin sadece savunma yapmasına aldanıp, “ne de olsa yenerim” düşüncesiyle ikinci yarıya çıkınca; karşısında farklı bir Kocaelispor buldu ve bocaladı..

 

Nitekim Kocaelispor hem güç, hem de 72’de Petkovic ile bulduğu golle, sadece skora eşitlik değil, aynı zamanda oyunada denge getirmişti..

 

Maçın kalan bölümünde ise, her iki takımın oynadığı futbol, skoru değiştirecek kalitede olmayınca, kaderlerine düşen birer puanla yetinmek zorunda kaldılar…

 

Özetlersek; maçın sonunda Galatasaray o eski görkemli oyunlarını aratan düşük temposuyla, zirvede zadece kritik 2 puan değil, aynı zamanda zihinlerde de bazı soru işaretleri bıraktı...

 

Bakalım son maçlarda sergilediği kısır futbol, ligin kalan 5 maçında şampiyonluk için yetecek mi?

 


© Fotospor