menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’nin ikinci yüzyılı için bir rekabet manifestosu

21 0
28.07.2026

Son kırk yılda dünyanın farklı coğrafyalarında aynı soruyla karşılaştım:

Bir ülke gerçekten nasıl zenginleşir?

Bu sorunun peşinden diplomat olarak Ankara, Pekin, Brüksel ve Paris’te; OECD ve Uluslararası Enerji Ajansı’nda; uluslararası şirketlerin yönetim kurullarında ve yatırımcılarla yaptığım sayısız görüşmede koştum.

Şunu gördüm: Kalıcı refahın tek bir sihirli formülü yok.

Ama başarısızlığın ortak bir nedeni var.

Parçalı düşünmek.

Sanayiyi konuşurken enerjiyi unutuyoruz.

Enerjiyi konuşurken finansmanı.

Finansmanı konuşurken hukuku.

Hukuku konuşurken eğitimi.

Eğitimi konuşurken yapay zekayı.

İklim değişikliğini konuşurken rekabet gücünü.

Sonunda herkes kendi alanında haklı oluyor fakat ülke bir bütün olarak istediği sıçramayı gerçekleştiremiyor.

Bugün Türkiye’nin karşı karşıya olduğu temel mesele de budur.

Dünya yeni bir rekabet dönemine giriyor

Küresel ekonomi yeni bir döneme adım atıyor.

Serbest ticaretin yerini giderek ekonomik güvenlik, tedarik zinciri dayanıklılığı ve jeoekonomik rekabet alıyor.

ABD stratejik sektörlerini yeniden ayağa kaldırıyor.

Avrupa sanayisini korumaya çalışıyor.

Çin teknoloji ve üretimde küresel liderlik hedefini büyütüyor.

Hindistan yeni üretim merkezi olmayı hedefliyor.

Körfez ülkeleri petrol gelirlerini yapay zekaya, lojistiğe ve ileri teknolojiye dönüştürüyor.

Artık ülkeler yalnızca mal ihraç etmiyor.

Teknoloji ihraç ediyor.

Standart ihraç ediyor.

Veri ihraç ediyor.

Güven ihraç ediyor.

Bu yeni dünyada rekabet yalnızca fabrikalarda değil; laboratuvarlarda, veri merkezlerinde, üniversitelerde ve finans piyasalarında kazanılıyor.

Türkiye’nin güçlü bir temeli var

Karamsarlığa gerek yok.

Türkiye son yirmi yılda küçümsenmeyecek başarılar elde etti.

Savunma sanayiinde ulaşılan seviye uluslararası saygı görüyor.

İhracat önemli ölçüde arttı.

Otomotiv, beyaz eşya ve makine sanayii küresel değer zincirlerine entegre oldu.

Karadeniz doğal gazı enerji güvenliği açısından stratejik bir kazanım oldu.

Yenilenebilir enerji yatırımları hızlandı.

Nükleer enerji programı geleceğe yönelik önemli bir adımdır.

Ulaşım ve lojistik altyapısında büyük yatırımlar yapıldı.

Bütün bunlar inkâr edilemez kazanımlardır.

Ancak mesele yalnızca bugüne kadar yapılanlar değildir.

Mesele, bunların üzerine nasıl daha rekabetçi bir ekonomi inşa edeceğimizdir.

Artık yeni bir sıçrama dönemine ihtiyaç var.

Sanayi 5.0 ve erken sanayisizleşme riski

Yeni çağın adı yalnızca dijital dönüşüm değildir.

Bu, Sanayi 5.0 dönemidir.

İnsan ile yapay zekanın,........

© Forbes Türkiye