menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye'nin Başlıca Makroekonomik Göstergeleri-3: Ekonomik Büyüme

23 1
29.01.2026

Fikir Coğrafyası platformunda bu köşede daha önce enflasyon ve işsizlik konusunu ele aldığımız, “Türkiye'nin başlıca makroekonomik göstergeleri” yazı dizisine bugün büyüme ile devam ediyoruz. Bu çerçevede bu yazıda ekonomik büyümenin ne olduğu, büyüme oranının yüksek veya düşük olmasının ne anlama geldiği, Türkiye'de reel ekonomik büyüme oranının son yıllarda ne düzeyde seyrettiği ve büyümenin hızlandırılabilmesi için neler yapılması gerektiği konusunu değerlendireceğiz.

Ekonomik büyüme, enflasyon ve işsizlik ile birlikte bir ekonominin performansını ölçerken başvurabileceğimiz en önemli üç göstergeden biridir. Ekonomik büyüme derken kastedilen şey Gayrisafi Yurtiçi Hâsıla (GSYH) yahut bununla yakın akraba bir kavram olarak milli gelirin büyümesidir. GSYH bir ülke sınırları içinde belirli bir dönemde üretilen mal ve hizmetlerin toplam piyasa değeridir. Dolayısıyla GSYH’nın da, ekonomik büyümenin de esas kaynağı üretimdir, bir ekonominin mal ve hizmet üretim kapasitesidir. Bir ülke geçtiğimiz yıla kıyasla bu yıl daha fazla mal ve hizmet üretebilmişse, ekonomi büyüyor demektir. Büyüme zenginleşme demektir, ihtiyaçlarımızı karşılamak için kullanabileceğimiz daha fazla mal ve hizmet demektir, refah demektir, dünya nimetlerinden daha fazla istifade etme imkânı demektir, dolayısıyla ekonomik büyüme iyi bir şeydir. Bir ekonomi ne kadar hızlı büyürse o kadar hızlı zenginleşir, yoksulluğu azaltma imkânları da o oranda artar.

Bu bağlamda “nominal büyüme” ile “reel büyüme” arasındaki farka dikkat çekmekte yarar vardır. Nominal büyüme fiyat artışlarının yani enflasyonun etkisinden arındırılmamış, kâğıt üzerinde büyüme demektir. Bu yıl ürettiğiniz mal ve hizmetlerin miktarını bu yılın fiyatlarıyla çarparak toplar, piyasa değerini hesaplarsanız, bu değer nominal bir değerdir. Reel değer ise miktara dayalı olan, fiyat artışlarının etkisinden arındırılmış, refahınızı artıran, gerçek değerdir. Dolayısıyla önemli olan nominal değil, reel ekonomik büyümedir.

İktisatçıların reel ekonomik büyümeyi hesaplamak için geliştirdiği yöntemlerin ayrıntısına burada girmeye gerek yoktur. Kısaca, geçmişte, ekonominin nispeten istikrarlı olduğu, “baz yılı” olarak belirlenen bir yılın fiyatlarıyla bu yıl üretilen miktarları çarparak değer hesaplamak bize baz yılı ile içinde bulunduğumuz yıl arasındaki dönemde fiyatlarda görülen artışlardan, yani enflasyondan arındırılmış, “reel” değerleri verecektir.

“Bir lokma bir hırka” felsefesini yürekten savunan, azla yetinmeyi yücelten, açlık ve sefalette fazilet arayan az sayıdaki istisnaları bir kenara bırakırsak, zenginleşme çoğumuz için iyi bir şeydir. Her şeyden önce hayata tutunmak için karnımızı doyurmak, temel ihtiyaçlarımızı........

© Fikir Coğrafyası