menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ötekine Karşı Pirus Zaferi

35 0
10.03.2026

Dürüst olmak gerekirse, artık kimse adil ve müreffeh bir yaşam peşinde değil. Herkes ötekine karşı mutlak zafer istiyor. Bundan da bitmeyen bir çatışma doğuyor. Takribi yüz elli yıldır bunu yaşıyoruz. Kabul edelim ki dirençli bir bünyemiz var.

Peki bunca adalet, ehliyet, liyakat, hürriyet edebiyatına ne diyeceğiz? Basit: Bunlar, altta kalanın bir nefes alıp kendini toparlayabilmek, bir ihtimal kalabalıktan meşruiyet kapmak için bir süreliğine başvurduğu bir diskurdur. Ta ki koltuğa oturana kadar. Koltuğa oturunca da bir sonraki mağduriyete dek çatı aralığına kaldırılan meseleler bunlar. Eğer bu sürede birtakım hatalar, günahlar olursa, onlar “Yaptık ama niye yaptık bir sor” girizgâhıyla uzun uzun açıklanır. Bu hatalar pek tabii ki ötekiler yüzünden yapılmıştır. İçeride ve dışarıda birtakım şer odaklar mecburen bu hataların yapılmasına neden olmuştur. Öteki içeride ve dışarıda mutlak bir hezimete uğratılana dek böylesi hataları mazur görmek gerekir. Her şey halk içindir. Bu savunma taraftarlar arasında kabul gördükçe idarede kalınır. Peki taraftarlar buna ikna olur mu? Olmasa da bu kültür; “Kol kırılır, yen içinde kalır”, “Şu kritik dönemeçte şimdi bunları konuşmanın vakti değil” klişelerini üreten bir kültür olduğu için mahalle asabiyesiyle bu hatalar pekâlâ mazur görülür.

Sahne bu. Aktörler, koltuklar, mağdurlar, zalimler, mazlumlar değişse de işleyiş tüm taraflar için böyledir. Takribi yüz elli yıldır hikâye hep bu biçimde gerçekleşir. O halde mesele bir kültür meselesidir ve tüm taraflar kendilerini “öteki düşmanlığı” ile var eder. Öteki var oldukça kendilerinden olanların hataları, günahları, kusurları kapatılır, mazur görülür. Ötekine karşı eleştiriler ise son derece ayrıntılı, keskin ve serttir. Özeleştiri ise tüm taraflarda büyük günahlardan sayılır.

Türk tarihi açısından ötekiyle yaşama kültürü, ulus devlet tecrübesine kadar kabul edilebilir şekilde medeni ve insanidir. En azından eldeki tarihî kaynaklar böyle söylüyor. İttihat ve Terakki pratiğinden itibaren (ister şartlar gereği deyin, ister dünyada yükselen trend ulusçuluktu deyin) birlikte yaşam geleneğimiz içinde ötekiler yaratılmıştır. Aynı dönemde başlayıp günümüze dek sürecek olan Batılılaşma macerası da bir daha geri dönüşü olmayan derin bir çatlak, tartışılmaz bir öteki pratiğini dayatmıştır. Emperyalistlerin sömürgeleştirdikleri tüm coğrafyalarda görülen; sömürgeci efendilerinin politikalarını kendi bekâları sayan yerli “Batıcılar” ve halk arasındaki çatışma, bizde de benzer biçimde ortaya........

© Fikir Coğrafyası