menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Osteoporotik kentler ve bedenler: Sessiz kırılganlık

44 0
28.09.2026

Kemik yalnızca mineral değildir; mimari bir dokudur. Kent de yalnızca betonarme yapılardan oluşmaz; o da bir yaşam dokusudur. Kemik yalnızca kalsiyumla, kent yalnızca betonla ayakta durmaz.

Halk arasında kemik erimesi olarak anılan osteoporozda kırık, hastalığın başladığı an değildir. Uzun süredir biriken kırılganlığın görünür olduğu andır. Kentlerde de deprem, sel ya da altyapı çöküşü çoğu zaman felaketin başlangıcı değil; yıllardır biriken kırılganlığın görünür hale geldiği andır. Çünkü hem beden hem kent, yalnızca güçlü oldukları için değil, yükü birlikte taşıyabildikleri için ayakta kalır. Ve kentsel osteoporoz…

Kentsel osteoporoz derken yalnızca binaların taşıma kapasitesindeki azalmayı kastetmiyorum. Daha geniş bir şeyden söz ediyorum: Bir kentin krize karşı direnme, değişime uyum sağlama ve kendini onarma kapasitesinin zaman içinde aşınması…

Bir parkın kaldırılması tek başına bir kenti çökertmez. Bir derenin beton kanala alınması da. Bir mahallenin yüksek katlı yapılara dönüşmesi de. Bir okul bahçesinin küçülmesi, bir ağacın kesilmesi, bir semt pazarının ortadan kalkması, toplu taşımanın zayıflaması, komşuluk ilişkilerinin çözülmesi...

Bunların hiçbiri tek başına “felaket” değildir. Ama hepsi birlikte kentin trabeküler yapısını seyreltebilir. Çünkü kentleri yalnızca binalar taşımaz. Kentleri insanlar, ilişkiler, kamusal alanlar, yeşil alanlar, ulaşım ağları, su sistemleri, mahalleler ve ortak hafıza da taşır.

Kemik dokumuzda osteoporoz geliştiğinde remodelling (yeniden yapılanma) mümkündür: Kemik sürekli yıkılır ve yeniden yapılır. Sorun, yıkımın yapımdan fazla olmasıdır.........

© Evrensel