menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Güvenlik zirveleri: Yarının tıbbını okumak

28 0
06.07.2026

Modern tıbbın militarizasyonu ile savaş konseptlerinin tıbbileştirilmesi bir madalyonun iki yüzü gibidir.

Ankara’da gerçekleşecek NATO zirvesi vesilesiyle, sağlık alanından kalemlerin bu süreçleri kendi pencerelerinden izlemelerinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha hissettim.

Modern tıp ile askeri düşünce arasındaki ilişki, ilk bakışta savaş meydanlarında yaralanan askerlerin tedavisiyle sınırlı gibi görünse de tarihsel ve kavramsal açıdan çok daha derin bir etkileşime işaret eder.

Tıp tarihi ve sağlık sosyolojisi çalışmaları, savaşın tıbbı dönüştürdüğü kadar, tıbbın da savaşın örgütlenme biçimini değiştirdiğini ortaya koymaktadır.

Bu yaklaşımın önemli temsilcilerinden Mark Harrison, bu karşılıklı etkileşimi “tıbbın militarizasyonu” ve “savaşın tıbbileştirilmesi” olarak kavramsallaştırır.

Harrison’a göre modern savaş, “Yalnızca silahların değil, insan bedeninin de bilimsel olarak yönetildiği bir organizasyon modelidir.”

Özellikle 19. yüzyılın sonlarından itibaren ordular, askerlerin beslenmesi, hijyeni, bulaşıcı hastalıklardan korunması, psikolojik dayanıklılığı ve fiziksel yeterliliği konusunda tıp biliminin bilgi ve yöntemlerinden sistematik biçimde yararlanmaya başlamıştır. Böylece hekimler yalnızca yaralıları tedavi eden meslek insanları olmaktan çıkmış; orduların savaş kapasitesini artıran stratejik aktörlere dönüşmüştür. Aynı süreçte modern tıp........

© Evrensel