menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

SDG’nin feshi ne anlama geliyor?

56 0
19.08.2026

Türkiye gazetesinin SDG (Suriye Demokratik Güçleri) Kobanê Sorumlusu Mahmud Berxwedan’a dayandırdığı “SDG’nin yakında resmi fesih açıklaması yapacağı” haberi, bir süredir tartışılıyor. MHP’nin süreçle ilgili olarak öne çıkan isimlerinden biri olan Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız sosyal medya hesabında, bu gelişmenin (SDG’nin feshi) Mecliste kabul edilen ‘çerçeve yasa’nın bir sonucu olduğuna dikkat çeken bir paylaşım yaptı. Suriye’deki geçici HTŞ (Heyet Tahrir eş Şam) yönetiminin SDG ile 29 Ocak’ta imzaladığı ve SDG’nin Suriye yönetimine entegrasyonunu öngören mutabakatın uygulanmasında sorumlu Heyetin Sözcüsü el-Hilali de SDG’nin feshinin çok yakında duyurulacağını söyledi. Bazı Kürt haber siteleri, Türkiye gazetesinin Berxwedan’ın sözlerini çarpıttığını belirtiyor ama bu kritik konuda SDG’nin bugüne kadar resmi bir açıklama yapmamış olması da dikkat çekiyor. Öte yandan SDG Kobanê Sorumlusu Mahmud Berxwedan’ın Türkiye gazetesine röportaj vermesi, başlı başına yeni bir döneme girildiğini haber veren bir gelişme olarak da okunabilir.

Peki; SDG’nin feshi tartışması, Suriye ve bölgedeki gelişmeler ile Türkiye’deki süreç bakımından nasıl bir önem taşıyor?

Bu soruyu “Türkiye ve bölgedeki gelişmeler ile SDG’nin feshi tartışması arasında nasıl bir ilişki bulunuyor?” biçiminde sormak da mümkün.

Bu sorulara yanıt verebilmek için öncelikle SDG’nin hangi koşullarda ve nasıl ortaya çıktığına bakmak gerekir.

Suriye Kürtlerinin en önemli siyasal temsilcisi PYD (Demokratik Birlik Partisi), Öcalan’ı önder olarak kabul eden KCK sistemine bağlı bir parti olarak 2003 yılında kurulmuştu. Suriye’de 2011’de Erdoğan iktidarının öncülüğünü yaptığı müdahale ve bu müdahale sonrası cihatçı grupların kısa sürede etkinlik kazanması karşısında Kürtler, PYD ve askeri kolu YPG (Halk Savunma Birlikleri) öncülüğünde Kobanê’den başlayıp Cizîre ve Afrin’le devam eden özerk ‘kanton’ yönetimleri ilan ettiler. Kürtler, yaşadıkları bölgelerde özerk yönetim kurdukları için hem Türkiye’deki Erdoğan rejimi ve hem de desteklediği cihatçı grupların (önce el Nusra ve sonra IŞİD) hedefi oldular.

Suriye’de Rakka merkezli ‘emirlik’ kuran IŞİD’in (Irak-Şam İslam Devleti) Irak’ta da etki alanlarını genişletmesi ve haziran 2014’te Irak’ın en önemli enerji merkezlerinden Musul’u işgal etmesi, ABD emperyalizmini eylül 2014’te Obama tarafından ilan edilen IŞİD’le Mücadele Koalisyonunu kurmaya zorladı. ABD, bu koalisyon üzerinden hem mezhepsel (Sünni-Cihatçı ve Şii-Alevi) bir görünüm kazanan savaşta İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan Akdeniz ve Kızıldeniz’e artan etkinliğini sınırlamayı ve hem de IŞİD’in enerji kaynakları başta bölgede yarattığı istikrarsızlığı kontrol altına almayı hedefliyordu.

ABD, yeni stratejisi bağlamında Kobanê’de IŞİD........

© Evrensel