menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Savaş ve süreç

106 0
29.04.2026

Kürt sorunundaki süreçte Öcalan’ın çağrısı sonrasında PKK’nin attığı adımlara rağmen devletin yapması gereken yasal düzenlemeler bir türlü gerçekleştirilmiyor. Bırakalım yasal düzenlemeleri ne yerine kayyım atanmış belediye başkanları görevlerine iade ediliyor ne de siyasetçilerin serbest bırakılması yönünde verilmiş mahkeme kararları uygulanıyor. Bu nedenle bir süredir sürecin “rölantiye girdiği”, süreçte bir “tıkanma yaşandığı” tartışmaları yapılıyor. İşte bu tartışmaların gölgesinde yapılan 23 Nisan resepsiyonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisine süreçle ilgili yöneltilen soruya “Gayet olumlu bir şekilde devam ediyor. Herhangi bir sıkıntı yok” yanıtını veriyordu. Erdoğan haksız da sayılmazdı, süreç tam da iktidarın istediği gibi gidiyor!

İktidar bloku adına Bahçeli’nin sözcülüğünü yaptığı süreçten devletin/iktidarın iki temel beklentisi bulunuyordu: Birinci olarak, bölgede bugün İran’a kadar yayılan savaşta ve bu temelde bölgenin yeniden dizayn edilmesi sürecinde Türkiye’ye yönelmesi muhtemel tehditleri ortadan kaldırmak üzere Kürt silahlı güçlerinin tasfiye edilmesi ya da kontrol altına alınmasıydı. Bu nedenle Saray rejimi, bu sürecin adını da “terörsüz Türkiye” olarak belirlemişti. İkincisi, bunun da bir devamı olarak “iç cephenin güçlendirilmesi”, yani güç kaybeden iktidarın kendini yeniden tahkim etmesiydi.

Öcalan’la görüşmelerin başlatılmasından bu yana PKK ya da diğer silahlı Kürt güçleri ile Türk ordusu arasında kayda değer bir gerilim ya da çatışma yaşanmadı.  Erdoğan ve Saray rejimi bu süreci öncelikle Suriye’de geçici yönetimin başına geçirilen HTŞ’ye (Heyet Tahrir eş Şam) zaman kazandırılması ve en önemli tehdit olarak görülen Rojava’daki Kürt güçlerinin (Suriye Demokratik Güçleri-SDG) gücünün sınırlanması ve kontrol altına alınması bakımından kullandı. Saray rejimi (Dışişleri Bakanı Fidan), HTŞ yönetimi ve Lideri Colani’ye ABD ve İsrail’in istediklerini adım adım gerçekleştirme konusunda refakat etti, ardından da Kürt güçlerine yönelik saldırganlığın önü açılarak Rojava’da SDG’nin güç ve etkisi sınırlandı. 

Bu dönemde Mecliste kurulan ‘süreç komisyonu’dan bir heyetin Öcalan ile görüşmesi konusunda Bahçeli, “Gerekirse İmralı’ya ben giderim” gibi oldukça dikkat çeken ve çok tartışılan bir çıkış yapmıştı. Ama bu çıkış sebepsiz değildi; Bahçeli, yapılacak görüşmede Öcalan’ın “PKK’ye yapılan çağrıyla aynı mahiyet ve muhtevada SDG’ye de........

© Evrensel