menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

‘Çerçeve Yasa’yı her eleştiren çözüm karşıtı mıdır?

53 0
10.08.2026

Yaklaşık iki yıldır sürdürülen ‘süreç’ bağlamlı tartışmalar, nihayet çıkarılan yasa taslağı ile bir başka aşamaya girmiş oldu. “Çerçeve yasa” olarak bilinen kanun teklifi TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi. 2024’ün ekim ayında başlayan ve sahip olunan perspektife göre farklı anılan bir süreçti. Aynı sürecin iki farklı ismi vardı: İktidar ve devletin tercih ettiği “Terörsüz Türkiye” ve Kürt hareketinin kullandığı “Barış ve Demokratik Çözüm”… Basit bir isimlendirme farklılığı değildi elbette. Perspektif farklılığına işaret etmekteydi. İsimlendirmedeki bu perspektif farklılığı, gündemdeki yasa (taslağı) ekseninde de yansımasını buluyor. Sunulma biçimi, isimlendirme de dahil içeriği, müzakeredeki tarafların arasındaki eşitsiz güç dengesinin de bir sonucu elbette. Eşit koşullarda gerçekleşmiyor çünkü bu süreç. Gerçi çatışma çözüm süreçlerinde tamamen eşit koşullarda yürütülen bir örnek bulmak da zor. Burada da eşitsizlik çok açık. Ama yine de güçlü pozisyondaki tarafın (ki bu genelde devlet olur) en azından diplomatik olarak bir başka dil ve yaklaşım göstermiş olması beklenirdi. Yasa metninde bunu gördüğümüz söylenemez herhalde. Diliyle, ruhuyla, “Terörsüz Türkiye Süreci” diyenlerin güvenlikçi perspektifini yansıtıyor. Süreçteki asimetrik durum yasa metnine de dolaysızca yansımış durumda.

Devletin süreç üzerinde kontrolü çok sıkı tuttuğu, en düşük, en minimum maliyetle sonuç almaya çalıştığı biliniyordu. Güvenlik odaklı bu “silahsızlandırma, tasfiye ve negatif barış” ağırlıklı yaklaşımın değişmediği, yasa metninde de açıkça görülüyor: “Terör örgütü” vurgularından ödün vermeyen bir dille karşı tarafa hitap etmek… Cumhurbaşkanı ve MGK’nin güdümünde kurulacak kurul ve komisyonlarla süreci yönetmek… Barış odaklı bir ‘af’ değil de denetimli serbestlik ya da şartlı tahliye çağrıştıran düzenlemelerle siyasete katılımı sınırlayıp barajlar kurmak… Gelecekteki süreç yönetiminde Kürtlerin kolektif pozisyonu, rolü ve yer alabileceği mekanizmaların belirsizliği…

Uzatmayalım; bu haliyle, bu yasaya sıkça atfedilen “Kürt sorununun çözümünde tarihsel eşik” misyonunun çok da yerine oturduğu söylenemez. Kürt hareketinin son elli yılda edindiği muazzam siyasal ağırlık, donanım, kapsama alanı, gücü ve prestiji ile orantılı bir durum yok ortada. Mevcut durumun “tarihsel, devrimsel bir sıçramaya denk düştüğü” de abartılı bir retorik sadece. Kürt halkının........

© Evrensel