menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sefer bir barış ağacıydı

10 77
22.02.2026

Lozan Mübadilleri Vakfı ve Sefer Güvenç ile 2004 yılında tanıştım. O günlerde Türkiye’de bugünkünden çok farklı bir siyasi iklim vardı. 2002 sonrası “liberal” bir hava yaratılmıştı; kimi yorumcuların deyişiyle bu dönem AKP’nin “altın dönemi” idi. O günlerde yaratılmak istenen özgürlükçü rejim izlenimi, gerçeklerle örtüşmüyordu. Birbiri ardından başlatılan ve “açılım” olarak adlandırılan siyasi manevraların hepsi birer aldatmacaydı. Uzun süredir özgürlük, adalet ve barış mücadelesi verenler yaratılmak istenen olumlu görüntüye kapılmıyorlardı.  

O günlerde derslerde barıştan söz etmek kolay değildi. Milyonlarca insanın barışa susamış olarak yaşadığı bir dünyada öğrencilere barışı anlatmak gerçekten zordu. Derslerde çocukların şiddet eğilimiyle doğmadığını, çok erken yaşta şiddet kullanmanın yanlış olduğunu kavradıklarını, şiddetten arındırılmış okullarda çok daha başarılı olduklarını anlatmak yeterli olmuyordu. Öğrenciler gerçek barışı yaşamadıkları, gerçek barışın ne anlama gelebileceğini hiç görmedikleri için yaşadıkları dünyada barışın nasıl bir gerçekliğe denk düşebileceğini bilmiyorlardı.

Öğrenciler, çok erken yaştan başlayarak bölünmüş parçalanmış ve sınıflara ayrılmış bir dünyaya alıştırılmışlardı. Bu dünya ülkeler, sınırlar, bayraklar ile doluydu. İnsanları birleştiren kavramlar, hep ayrımlara yenik düşürülmüştü. “Vatan-millet-Sakarya”, “Ezelden beri bizim” ve hatta “Kan ile sulanmış topraklar” gibi kalıplarla doldurulmuş bir tarih anlayışı, barışa ilişkin düşler kurmayı bile zorlaştırıyordu.

Barışı yapay, neredeyse masalsı bir kurgu gibi anlatmak yerine, öğrencilere barışa ilişkin ipuçları yakalayabileyecekleri etkinlikler sunmak gerektiğini o dönemde kavradım. İşte tam o dönemde, Lozan Mübadilleri Vakfı tarafından düzenlenen etkinliklerde barışa ilişkin ufuklar yaratılıyordu. Bu etkinliklere katılanlar, kendilerine hiçbir aldatmacaya başvurulmadan sunulan deneyimleri yaşıyor ve barışı soluyorlardı.

Düzenlenen etkinlikler süslü püslü, gösterişli etkinlikler değildi. Bir örnek vereyim: Türkiye’nin farklı yerlerinden bir otobüs dolusu insanın Yunanistan’da bir köye varması, otobüsten indiklerinde tanımadıkları insanlar tarafından kucaklanması, bağırlara basılması gibi etkileyici bir deneyimden söz ediyorum. Bütün bu deneyimlerin tanığı, destekçisi ve baş örgütleyicisi Sefer Güvenç idi. 

Lozan Mübadilleri Vakfı uzun soluklu ve tutkulu bir örgütlenmenin ürünü. Bu örgütlenmenin ve yürütülen çalışmaların merkezinde yer alan kişi, Sefer Güvenç idi. Bu oluşumun merkezinde oluşu kesinlikle rastlantısal değildi. Sefer Güvenç bir sendikacıydı, üniversite günlerinden başlayarak devrimci mücadelenin içinde yer almıştı. Türkiye ve tüm dünya halkları için özgürlük, adalet ve barış isteyenlerin karşılaştığı zulümden o da payını aldı. DİSK davasında idamla yargılandı, cezaevine konuldu. Dosyası kabarıktı; milyonlarca insan gibi o da fişlendi.

Evet, Sefer Güvenç barış sicili kabarık eylemciydi. Geçtiğimiz günlerde aramızdan ayrıldı. Onu tanımış olan bizler için Sefer Güvenç bir zeytin ağacı kadar yalın, güçlü ve güzeldi; içinden mücadele akan bir ırmak gibi canlıydı.  

Onu, barışa susamış topraklarda yetişmiş, umut saçan bir barış ağacı olarak belleklerimizde yaşatacağız.


© Evrensel