menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Defansif direniş, satılık güneş

30 0
27.06.2026

“Bunu anlamıyor musunuz gerçekten?” diye bağırıyordu genç kadın, “sadece zaten hakları olan bir şeyi istiyorlar.” Ablası Sevgi Topuz, sınavda derece yapmasına rağmen atanamayan, mülakat mağduru öğretmenlerden. O açlık grevinde, tüm aile Ankara'da ona destekte. Kendisi de öğretmen olan kardeşi Ezgi Taş, Çanakkale Emek, Barış, Demokrasi Güçleri'nin özel sektör öğretmenlerinin açlık grevine destek eyleminde konuşuyor.

Taş'ın öfkesi kadar belki onlarca kez kullandığı “sadece” kelimesi insana dokunuyor. Sadece zaten aldıkları puanın karşılığı olarak atanmak. Sadece devlet okullarındaki taban maaşın özel okul öğretmenlerine de uygulanması. Sadece devlet okullarında olduğu gibi özel okullarda da dokuz-on ay değil, on iki ay maaş alabilmek. Sadece işini yapmak. Sadece bunu istiyoruz. Sadece yaşamak.

Özel sektör öğretmenlerinin talepleri ve direnişi topyekun bir saldırının röntgeni gibi. Devlet lise çağını ya işçileştirerek tornaya itiyor ya da kendi ideolojik tornasını şart koşuyor. Özel okullar dışında başka seçenek hakikaten yok.

Sermaye için işçi sınıfı artık birikim yaratmanın koşulu değil, engeli sanki. Sadece insanların yapabileceği işleri makinelere, robotlara yaptırabildikleri için değil, işçi varlığıyla bir maliyete, düşürülmesi, yok edilmesi gereken bir zarar kalemine dönüşmüş. Ölüm çok kolay o yüzden. Çalışırken ölmenin, çalışmazken ölümle eş değer bir yok sayılmanın ve var kalma mücadelesine itilmenin açıkça bir sermaye stratejisi olduğu bir dönem bu. Yıllar süren örgütlü direnişin kazanımları olan haklar, neoliberalizmin daha erken yıllarında hasarları en azından onarmaya yarayabiliyordu. Her tür kamusal hizmet artık sermaye için sokağa atılan para gibi; sermayenin devleti “Ne münasebet”........

© Evrensel