menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mavi bir gökyüzünün ardındaki görünmez feryat

44 0
08.09.2026

Çanakkale Devlet Hastanesi’nin göğüs hastalıkları bölümünde yatan bir yakınımızı ziyarete gitmiştik. Öğleden sonraya kaldığımız için serviste bizden başka ziyaretçi de yok gibiydi. Öğle yemeği ve ziyaret saati yoğunluğu bittiği için sakinleşen koridorların gerisinde, hemşireler ve diğer sağlık görevlileri kendilerine ayrılan bölümlere çekilmişler, kısa bir çay, kahve molası eşliğinde sohbet ediyorlardı.

Yarı uyur yarı uyanık olan hastamızla birlikte bir başka hasta daha vardı odada. İki hasta yatacak şekilde düzenlenen odada iki yatağın arasına beyaz bir perde çekilmiş, her iki yatağın tam ortasına gelecek şekilde, duvara 32 ekran bir televizyon asılmış, iki yatağın ayak ucundaki duvara dayalı ince uzun masanın altına ise iki ayrı büro tipi buzdolabı konmuştu.

Eylül ayı, tüm dünyada mavi bir gökyüzü için temiz hava soluma bilincini artırmayı hedefleyen küresel çağrılara sahne oluyor. Temiz hava solumak, sadece insanlar için değil, dünyadaki tüm canlıların sağlıklı bir şekilde yaşamlarını sürdürebilmeleri adına en temel hak ve hayati bir gereksinim olarak öne çıkıyor. Soluduğumuz her nefes, doğanın dengesini korurken organlarımıza can veriyor, çocukların sağlıklı gelişimini destekliyor ve ekosistemin sürdürülebilirliğini güvence altına alıyor. Ancak modern yaşamın getirdiği sanayileşme dalgası, bu ücretsiz ve paha biçilemez kaynağın üzerine her geçen gün daha kalın bir is tabakası seriyor.

Üretim çarklarının gölgesinde soluksuz kalan gezegen

Hava kirliliğini sadece bacalardan sızan gazlar ya bir egzoz borusundan yayılan dumanlar gibi teknik ve yüzeysel detaylarla açıklamak, sorunun kökündeki sistemik gerçekliği göz ardı etmek anlamına geliyor. Modern sosyolojinin ortaya koyduğu üretim çarkı yaklaşımına göre, ekonomik sistemler hayatta kalabilmek ve kâr paylarını tırmandırmak adına sürekli büyümek ve üretmek zorunda olan bir koşu bandında dönüp duruyor. Bu amansız çark, doğadan sürekli hammadde ve enerji çekerek ekolojik eksiltmelere yol açarken, üretim süreçlerinin atıklarını ve zehirli gazlarını havaya bırakarak ekolojik eklemeleri tırmandırıyor. Lauderdale Paradoksu tam da bu noktada devreye giriyor ve zenginliğin kurgusundaki çarpıklığı gözler önüne seriyor. Kamusal bir zenginlik olan ve herkesin ücretsizce eriştiği temiz hava kirletilip kıt hale getirildikçe, hava temizleme cihazlarından solunum ilaçlarına kadar devasa yeni pazarlar açılıyor ve doğanın tahribatı üzerinden özel servet birikimi besleniyor. Halk sağlığını ve doğanın döngülerini korumak için gereken yatırımlar ise kâr odaklı bu sistemik çarkların dönme hızı karşısında çoğu zaman birer maliyet unsuru olarak görülüp erteleniyor.

Havayı kirleten etkenlerin görünür yüzü

Bu devasa çarkların yeryüzündeki yansımaları, her gün........

© Evrensel