menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İklimimiz çölleşirken demokrasimiz nasıl kurudu?

42 0
25.05.2026

Son aylarda medyanın manşetlerini süsleyen haberler, uzun süredir kuraklıkla boğuşan Türkiye için adeta bir nefes borusu oldu. Gazetelerde ve televizyonlarda yer alan bazı iyimser haber başlıkları şu şekilde karşımıza çıkıyor: “Barajlarda bahar sevinci: Doluluk oranları son yılların zirvesinde!” “Kuruyan göller yağışlarla birlikte eski günlerine dönüyor.” “Akmaya başlayan pınarlar çiftçinin yüzünü güldürdü, doğa yeniden canlandı…”

Bu haberler ilk bakışta içimizi ferahlatıyor, yüzeysel bir rahatlama ve bahar iyimserliği yaratıyor, değil mi? Ne var ki, kazın ayağı öyle değil. Bu, madalyonun sadece görünen yüzü. Bilimsel veriler ve analizler, bu tablonun sanıldığı kadar rahatlatıcı olmadığını açıkça ortaya koyuyor.

İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsünden Dr. Bikem Ekberzade’nin son uyarılarına bakarsak, topraklarımız içten içe sessizce kuruyor. İklim değişikliği, çevre felaketleri, tarım, deniz biyolojisi, sivil güvenlik gibi alanlarda veri sağlamak için Avrupa Birliği tarafından yönetilen ve uydu ile yerel sensör verilerini kullanarak dünyayı inceleyen gözlem programı olan Copernicus verilerinin de ortaya koyduğu gibi, son on yılda toprağın sadece yaz dönemindeki nem kaybı yüzde 23’ü aşmış durumda. Yani o yağan şiddetli yağmurlar sadece yüzeyi ıslatıp geçiyor; ekosistemimiz ne yazık ki kalıcı kuraklık girdabına çoktan kapılmış ve derin bir “kuraklık rejimi” içine hapsolmuş durumda.

Dr. Ekberzade bu noktada çok çarpıcı bir kavramdan, “kuraklık hafızası”ndan bahsediyor. Doğanın yaşadığı o susuzluk stresini, ekolojik travmayı unutmadığını ve yıllarca köklerinde taşıdığını anlatıyor.

İşte tam bu noktada durup biraz düşünelim. Bugün Türkiye’de sadece ormanlarımız ve göllerimiz mi kuruyor? Maalesef hayır. Memleketin toplumsal ve siyasal zemini de tıpkı o çatlayan topraklar gibi çok ağır bir siyasi-demokratik kuraklık yaşıyor. Son birkaç yılda ve hatta son bir hafta içinde peş peşe şahit olduğumuz siyasi gelişmeler, bu çölleşmenin en acı kanıtı olarak karşımızda duruyor.

Sandıktan çıkanı mahkemede boğmak!

Düşünün ki; son yerel seçimlerden birinci parti olarak çıkan ana muhalefet partisi CHP’nin 38. Olağan Kurultayı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin verdiği tek bir kararla, “mutlak butlan” (kesin hükümsüzlük) denilerek bir kalemde yok sayıldı. Anayasa ve kanunlarda seçimlerden tek........

© Evrensel