Ticaret savaşlarında boy ölçüsü
2018’de başkanlığının ilk döneminde Trump, küreselleşmenin bittiğini ve artık ticaret savaşlarının başladığını ilan etmişti. Gerçekte küreselleşme de ulus devletlerin sınırları içindeki mal ve sermaye dolaşımını yavaşlatan yerleşik bürokratik prosedürler ile hukuki kısıtların oluşturduğu korumacı kalkanın, başta ABD olmak üzere büyük devletler ve tekeller için kaldırılması anlamına geliyordu. Hiçbir ülke kendi pazarını yabancı mallara ve paraya kapatamayacaktı, buna yeltenmesi durumunda da o ülke serbest rekabeti önlediği için uluslararası mahkemelerde yargılanabilecekti. Yani ABD’nin ticaret savaşı hiç bilinmeyen, Trump söylediğinde gündeme gelmiş bir realite değildir. Askeri ve sermaye birikimi bakımından en ileride olan kuralı koyar ve işine gelmediğinde de değiştirir; ABD de zaten öyle yaptı.
Trump’ın ticaret savaşının küreselleşme sürecinden farkı, ihlali durumunda sonucun önceden belli olduğu, oluşmasında zaten ABD’nin rol oynadığı uluslararası hukuku tek taraflı feshetmiş olmasıdır. Başkanlık koltuğuna oturur oturmaz Çin’li Huwai ile ZTE şirketleri başta olmak üzere bir dizi komünikasyon şirketinin ürünlerinin ABD’ye girişini yasaklamasıyla attığı ilk adımını Trump, ABD halkına ‘ulusal güvenlik’ gerekçesi olarak pazarladı. Sekiz yıl önce bu yasaklama ile ticaret savaşından kastedilenin rakip tröst ve tekellerin pazar hareketlerini kısıtlamak anlamına geldiği anlaşılmıştı ama henüz dünya rezervlerine ve pazarlarına şiddet uygulayarak el koyma ihtimali, emperyalizmin tarihsel deneyiminden ve doğasından yapılan teorik bir çıkarsamaydı.
Trump’ın ikinci dönemi yüksek gümrük tarifeleriyle başladı. Çin’den AB ülkelerine, Kanada’dan Meksika’ya kadar ABD ile ticaret yapan ülkelere yüksek oranlarda vergiler uygulanmaya başladı. Ama özellikle Çin’in bütün dünya pazarlarına girişine müttefiklerinin de uymasını şart koştu. Çünkü Çin, ticaret savaşları ile ekonomisi çökertilmek istenen nihai hedefti.
Diğer Latin Amerika ülkeleri gibi, pazarı Çin malları ile dolu, petrolü için Çin’le anlaşmalı Venezuela’ya düzenlenen gece operasyonunu ucuza mal eden, İsrail eliyle yıktığı Gazze için bir miktar masraf yapan, Suriye defterini yıllar sonra ‘başarıyla’ kapatan ABD’nin tüccar başkanı ‘O kadar çok kazanıyoruz ki bu parayı nereye harcayacağımızı bilmiyoruz’ diyerek övünüyordu.
Ancak şimdiye kadar dünya düzeninin teminatı olarak görülen kural, kaide ve uluslararası yasalarla Trump gibi, hiçbir ilişkisi olmayan İran’daki şer’i diktatörlük, iki haftadır kendisine yönelen, ancak geleceği yıllardır bilinen saldırı karşısında geri çekilmedi; ABD’nin son zamanlardaki en zorlu hasmı olduğunu gösterdi.
İran düşmanının koyduğu oyun kurallarını kabul ederek İHA’larını, füzelerini Ortadoğu’daki ABD’nin tapulu arazilerine yönlendiriyor. İsrail, İran’ın kolunu kırmak için Lübnan’daki Hizbullah bölgesine saldırırken o da ABD’nin kanatlarını Ortadoğu’da konuşlandığı üslere saldırarak hırpalıyor. Kaynağı Ortadoğu olan Ali Cengiz oyununu kültürel hazinesinde bulunduran İran’ın şimdiye kadar sürdürdüğü savaş taktikleri, gözüne kestirdiği her ülkeyi buldozer gibi ezip geçebileceğini düşünen ve önceki zaferlerinden şımarmış ABD’yi de afallatmış durumda.
Rusya’nın istihbarat yardımı yaptığı, savaş araç gereçleri büyük ölçüde Çin’den temin edilmiş olan İran, hem petrolü için bir hedef hem de Çin ile asıl büyük karşılaşma için zayıflatılması gereken bir eşiktir. Ancak öyle görünüyor ki bir süre önce Afganistan Pakistan arasındaki çatışmalarla eş zamanlı gerçekleşen İran müdahalesi ile kuşatılmak istenen Çin, ister sürece fiili dahli olsun ister olmasın, ateşin uzak doğuya yayılmadan Ortadoğu’da tükenmesi için her zamanki sessiz rolünü oynuyor.
ABD’nin gümrük tarifeleri ve kurucu kovboyların el koyma geleneğini izlemesinin karşısında İran’ın dünya ticaretini sekteye uğratan Hürmüz kapatması, deniz mayınları döşemesi var. İktisadi büyümenin negatif bir seyir izleme olasılığı artıyor, enflasyonun artışından endişe ediliyor. Muhtemel bir krizden daha çok söz edilir oldu. Petrol fiyatlarındaki artış ülkelere ve halklara yüklenen ağır faturalar anlamına geliyor.
ABD ise daha önce ‘Sizin güvenliğinizin maliyetini artık biz karşılamayacağız’ dediği AB üyeleri ve NATO müttefikleri arasından İran ‘dava’sına şantajla, zorla, ricayla yeterli destek bulabilmiş değil. Topraklarına İran füzelerinin düştüğü Ortadoğu ülkeleri ise şimdilik sessiz.
Trump İran’ı kolay lokma sanıyordu. Onun yansıtıcısı Senatör Lindsey Graham da İran rejimi devrildiğinde büyük miktarda paralar kazanacaklarını iddia etti. Para ve pazar için gözlerini kırpmadan yeryüzünü yağmalayan, yakıp yıkan emperyalist pervasızlık bu kez epey sert bir kayaya çarptı. İran, şimdilik ABD’nin ticaret savaşını bir bumerang gibi geri gönderdi.
Sistemin fay hatları o kadar gerilmiş durumda ki pazardaki ateş yeni dünya hakiminin kim olduğu belirlenmeden sönümlenmeyecek.
İlk dünya savaşı ve ikincisinin rahminde devrimler yatıyordu. Yine belki öyle olur ve dünya ne Çin’e ve ABD’ye kalır; yeryüzü halkların olur.
