İran’a emperyalist saldırı ve Türkiye: Sözlerle gerçekler…
Egemen burjuvazinin sözcülerinin konuşmaları ve iddialarıyla, amaçları ve yaptıkları arasında hep çok ciddi bir açı farkı olmuştur. İran’a yönelik emperyalist-siyonist saldırı da egemenlerin sözleriyle gerçeklerin birbiriyle ne denli uyuşmayıp çoğu kez 180 derece farklı olduğunu bir kez daha gösterdi.
Trump laf zengini tam bir emperyalist şef. Doğru yanlış- söylemediği şey yok! Amaçlarını bir sis perdesi arkasına gizleyebilmek için 24 saat birbiriyle çelişerek laflıyor. Bir “İran’la görüşüyoruz. Anlaşmak üzereyiz” diyor. Bırakın yarım saat sonrasını, aynı konuşma içinde petrol terminali “Hark Adası’nı ve İran petrolünü ele geçirmek istediğini” söylüyor. Pakistan aracılığıyla, İran’la, Türkiye ve Mısır’ın da yer aldığı görüşmeler yapılırken Hark işgaline yönelik olarak bölgeye Amerikan deniz piyadeleriyle özel kuvvetleri sevk edildiği de biliniyor.
Bunlar ne demek? Amerikan emperyalizmi tek düze davranmıyor. Seçenekleri ve bunlara yönelik hazırlanmış planları var. Dünyayı istediği yönde döndürmeye çalışan büyük bir güç açısından olmasaydı şaşılırdı.
Trump sonuç almak istiyor. Öyle ya da böyle. Ya Venezuela’daki gibi “ikna yoluyla” ve “güzellikle”. Tehdit ve zorlayıcı yığınakların amacı bu. Ya da aynı yığınakları kullanarak düpedüz zorla. Ama her halükarda güç politikasıyla!
Peki, ya Amerikan emperyalizmine topraklarını açarak ülkelerindeki Amerikan askeri üslerini İran’a saldırıda kullandıran Suudilerle BAE başta olmak üzere etkili oldukları Arap Birliği ne diyor?
Arap Birliği Bakanlar Konseyi 29 Mart’ta online toplandı ve “İran’ın bölge ülkelerine yönelik saldırılarını zalimce” diye nitelendirdi. İran’ın “enerji santralleri, su tesisleri, havalimanları ve sivil yerleşim yerleri gibi kritik altyapılara verdiği maddi hasarlar ile can kayıpları için saldırıya uğrayan tüm Arap devletlerine tam, etkili ve derhal tazminat ödemesi”ni istedi.
Bu kadar olur! Sen İran’ı hedef alan emperyalist-siyonist saldırıya yataklık ederek katıl. Senin toprakların İran’ı hedef alan saldırının üssü olsun. Ve İran ülkesine ateşlenen füzelerle uçakların havalandığı üslerle, önceden açıkladığı şekilde hedef alınan tesislerinin saldırıya destek veren ülkelerdeki muadilini vurduğunda yaygarayı bas! Üstüne İran’a tazminat ödeyeceğine bir de tazminat iste!
Sırtını Amerikan emperyalizmine dayayarak gerçekler tersineyken tam bir üst perdeden atıp tutma örneği!
Türkiye, 18 Mart’ta Riyad’da 12 ülkenin katılımıyla düzenlenen toplantıya katıldı ve toplantı Arap Birliğininkine benzer bir bildiri yayımladı. Tek farkı, Fidan’ın deyişiyle, Türkiye “İsrail’in yayılmacılığının yarattığı tehdidin ortak açıklamaya girmesini sağla”mıştı. Ama aynı Fidan, İran savunmadayken “Hem İsrail’in saldırganlığına hem de İran’ın savaşı bölgeye yayma eylemlerine karşı çıkıyoruz” diyor.
Bildiride de zaten İsrail’le ilgili bir cümle dışında İran hedef alınıyor ve “İran’ın saldırılarının bahane kabul etmez olduğu” belirtiliyor. “İran’ın saldırganlığının hiçbir haklı gerekçesi olamaz”mış! Arap Birliği mantığı: Saldırıyı destekle, ama karşılık görünce yaygarayı bas!
Fidan’ın yorumu da, “Körfez ülkelerinin savaşın dışında kalma iradesine rağmen kasten hedef alındıkları” şeklinde. Amerikan saldırganlığından tek kelimeyle söz etmeyen Fidan, “Barışın önündeki engelin İsrail olduğunu” söylüyor. “Bölge İsrail'in senaryosunu yazdığı oyunun içine çekiliyor” diyor ve Kürecik ile İncirlik Üslerini kullandırmakta olan “Türkiye’nin bir numaralı hedefinin bu fitneyi önlemek” olduğunun altını çiziyor. Ona göre, “Niyet konusunda İsrail hariç kimsede sorun yok”muş!
Erdoğan da aynı düşüncede. O da ABD’ye ve saldırısına söz söylemiyor, ama “Türkiye’nin izlediği barışçıl dış politikadan bir adım geri atmayacağız”, “Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir ve doğru bir politika izlemektedir” diyor. “Milletimiz iyi ki Türkiye’yi AKP yönetiyor diyor”muş!
Bitirirken Trump’ı ihmal etmemeliyiz. “Erdoğan harika bir lider, bence Türkiye şahaneydi. Aslında harikaydı, son derece destekleyiciydi” diyen Trump, “Girmemelerini istediğimiz işlerin dışında kaldılar” sözleriyle Türkiye’ye yönelik övgülerini dile getiriyor.
