menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Voleybolda başarının sırrı ne değildir?

44 0
13.09.2026

Kadın milli voleybol takımının Avrupa şampiyonluğu büyük bir coşkunun yanı sıra artık klişeleşen söylem ve tartışmaları da beraberinde getirdi. Kadın voleybolcuları ülkedeki ana muhalefet damarının bir parçası olarak görmek isteyenler başladı favori sporunu icra etmeye: Soyut durumun soyut tahlili!

Bir ülkede spor politikasının niteliğini uluslararası yarışmalarda kazanılan madalya ve kupalar üzerinden değerlendirmek gibi devasa bir yanılgıyla yola çıkan bu kesimin “profesör”, “yazar”, “araştırmacı” unvanlı televizyon/sosyal medya uzmanları devamında voleyboldaki başarıyla esas branşları olan futboldaki başarısızlığı karşılaştırmaya soyundu. Futbol gibi tüm dünyayı ahtapot gibi sarmış, milyarlarca dolarlık dev bir sektörün dinamikleriyle voleybol gibi küçücük bir spor sahasını karşılaştırırken durup bir saniyeliğine dahi olsa düşünüyor gibi görünmeyen bu cenahın vardığı sonuç açıktı: Voleybola siyaset müdahale etmiyordu, liyakat vardı! Başarı da bu yüzden geliyordu!

Sadece voleybolun Türkiye’deki tarihinden ve güncel durumundan değil genel olarak rekabetçi sporların tarihsel yarışma seyrinden de bihaber olduğunu ortaya koyan bu yaklaşım, dünyanın en iyi voleybolcularından Melissa Vargas’ın nasıl Türk vatandaşı olduğunu da mı bilmiyor? Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kimlik kartını bizzat takdim ettiği, “kızım” dediği Kübalı Vargas olmasaydı ve Türkiye son yıllarda kazandığı başarıların hiçbirini kazanamasaydı sizin için voleybol diye bir gündem dahi olmayacaktı! Kaldı ki Sultanlar ve Efeler Ligi’nde sahibi bizzat........

© Evrensel