menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Pipo değil, güneş değil, bu bir grev ama o da bildiğiniz gibi değil

9 26
02.02.2026

René Magritte, 1928–1929 yıllarında yaptığı ve İmgelerin İhaneti (La trahison des images) adını verdiği ünlü tablosunda, son derece gerçekçi biçimde resmedilmiş bir pipo figürünün altına kısa ama sarsıcı bir cümle yerleştirir. Ressamın derdi seyirciyi kandırmak değil, onu düşündürmektir: Ne kadar tanıdık ve gerçekçi görünürse görünsün, tuvaldeki şey gerçek bir pipo değildir.

Karşımızdaki, piponun kendisi değil; sadece onun bir imgesi, bir temsilidir. Magritte, görünüşle gerçek arasındaki mesafenin kendiliğinden kapanmadığını hatırlatır.

Bu uyarı yalnızca imgelerle sınırlı değildir. Bazen gözümüzle gördüğümüz şeyler de gerçeği olduğu gibi yansıtmaz. Nitekim her gün gökyüzüne baktığımda, güneşin dünyanın etrafında döndüğünü görürüm. Gündelik deneyimim, sağduyum ve duyularım bana bunu söyler. Oysa bunun doğru olmadığını bilirim. Görünen ile gerçek arasındaki fark, ancak bu farkı bilinçli biçimde kurduğumuzda anlam kazanır.

Resimde bir pipo vardır ama o gerçek bir pipo değildir; tüm kâinat döner lâkin dünyanın etrafında dönen şey Güneş değildir. Tıpkı burada olduğu gibi: Ortada bir grev vardır ama mesele ücret değildir.

İstanbul’daki İtalyan Lisesi’nde başlayan öğretmen grevi de tam olarak böyle bir yanlış okuma riskiyle karşı karşıyadır. İlk bakışta, sıradan bir iş bırakma eylemi gibi görünen bu grev, kısa sürede yalnızca okul yönetimiyle öğretmenler arasındaki bir ücret ya da sözleşme ihtilâfı olmaktan çıkmış, uluslararası eğitim ve emek örgütlerinin de dikkatini çeken, daha geniş bir yapısal soruna işaret eden bir kerteye erişmiştir. Grev kararının, ikinci dönemin ilk ders ziliyle birlikte 2 Şubat 2026’da başlayacağının duyurulması ve uluslararası dayanışma kampanyasına taşınması, bu yankının tesadüfî olmadığını da gösterir[1] -ki bence burada asıl mesele, grevin taleplerinden çok, grevin neyi görünür kıldığı meselesidir.

İtalyan Lisesi’nde başlayan bu grev, özel okullarda uzun süredir biriken yapısal gerilimin ani bir patlaması değil; yıllardır sessizce normalleştirilen bir çalışma rejiminin artık sürdürülemez hâle geldiğini ilân eden gecikmiş bir duruşu temsil eder. Grev ilk bakışta, okul yönetimiyle öğretmenler arasındaki ücret ve sözleşme meselesi olarak sunulmuştur. Oysa kısa sürede, tekil bir kurumun sınırlarını aşan bir anlam kazanması, sorunun kişisel ya da kurumsal hatalardan ibaret olmadığını göstermiştir. Aynı okulda, benzer işi yapan öğretmenler arasında 5–6 kata varan ücret farkı iddiası “teknik pazarlık” dilinin zaten dışına taşar.[2] [3] Nitekim buradaki ücret farkını yalnızca okul yönetiminin keyfî bir tercihi olarak okumak eksik olur. Bu tür uluslararası okullarda yabancı öğretmenlerin ücretleri çoğu zaman geldikleri ülkenin kamu maaş skalaları, sendikal sözleşmeleri ya da kurumlararası protokollerle doğrudan veya dolaylı biçimde bağlantılıdır. Dolayısıyla karşı karşıya gelen yalnızca iki öğretmen grubu değil; güçlü sendikal ve kamusal korumaya sahip Avrupa emeği ile sistematik biçimde güvencesizleştirilmiş yerli emek arasındaki statü farkıdır. Okul yönetimi açısından bakıldığında bu fark, çoğu zaman, bir ayrımcılık olarak değil; yabancı öğretmenlerin kendi ülkelerinde imzaladıkları sözleşmeler ve yine o ülkelerdeki kamusal haklarla ilişkilendirilerek gerekçelendirilmektedir. Böylesi bir savunma, eşitsizliği açıklamasına açıklar ama meşrulaştıramaz; çünkü sonuç değişmemektedir: aynı kurum içinde yapısal bir statü hiyerarşisi üretilmektedir.

Bu tür grevler kamusal alanda genellikle iki yolla etkisizleştirilir. Ya “özel bir kurumda yaşanan münferit bir sorun” olarak daraltılır ya da talepler sözleşme maddelerine ve teknik ayrıntılara sıkıştırılarak siyasal bağlamından koparılır. Her iki durumda da sorun, kişilerde ya da yöneticilerin tercihlerinde aranır; yapının kendisi tartışma dışı bırakılır. Oysa burada söz konusu olan, tekil bir okul değil; piyasalaştırılmış bir eğitim rejimidir.

Bu grevin bu kadar hızlı........

© Evrensel