“AK”lanma
Anlaşılan o ki Kemal Kılıçdaroğlu butlan kararına meşruiyeti “arınma” kavramı üzerinden sağlamaya çalışıyor. Bu kavrama öyle bir sarılmış ki davalar, mahkemeler, tutuklamalar konularında birçok şeyden bihaber bir görüntü vermek bile tamamen önemsiz bir ayrıntı gibi durabiliyor onun için. Süreçteki tutumuna gelen ve gelebilecek olan itirazların şiddetini bastıracak bir itfaiye hortumu gibi kullanıyor bu kavramı. En ufak bir eleştiri mi baş gösteriyor, hemen “arınma” söylemi. Son sığınak, son kale, son kurşun gibi, diğer yandan da hiç bitmeyecek bir cephane… haklılığının apaçık kanıtı. Sanıyorum bu şekilde ikna edebileceğini düşünüyor kitleleri. Kendin ne kadar inanır ne kadar kuvvetli bir şekilde dile getirirsen insanları da o kadar inandırabilirsin.
Oysa ne söylediğinizden daha çok ne zaman ve hangi toplumsal ve tarihsel bağlam dahilinde söylediğiniz belirler sözün asıl anlamını. Ortaya attığınız söz, zaman ve bağlam bakımından kuvvetli yan anlamlar taşıyorsa ikna etmekten çok soru işaretleri üretmeye başlar. Böylesi bir konjonktürde “arınma” kavramının sözlük anlamı değildir artık önemli olan, neden şimdi, neden bu bağlamda, neden bu aktör tarafından söylendiği soruları çok daha fazla önem taşır.
Siyasette arınma ahlaki bir yeniden doğuş, yanlışlardan temizlenme, meşruiyetin yeniden tesisi gibi çağrışımlar üretir. Kılıçdaroğlu da bu çağrışımları arkasına alarak arınma kavramını kurultay........
