menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Emperyalizm ve NATO

49 0
04.04.2026

Emperyalizm ve NATO sözcükleri, biri şemsiye, diğeri ise şemsiyenin uygulama aparatı olarak birbirini tamamlayan sözcüklerdir. Şöyle ki, emperyalizm, sözcük anlamı ile, bir devletin ya da bir hakimiyet merkezinin etki ve yönetim alanını diğer devletlere ya da alanlara yayma, çevreyi etkileyerek dolaylı yönetme faaliyetidir. Başka bir deyişle, belirli bir merkezin ya da merkezlerin hakimiyet alanlarını ekonomik ya da siyasal amaçlarla çevre alanlara yayma faaliyeti genel ifadesiyle emperyalizmdir. Bu haliyle emperyalizm, ekonomik, siyasal ya da askeri gibi çeşitli araçlarla oluşturulan örtülü hakimiyet ilişkisidir. Bir savunma paktı görüntüsündeki NATO da askeri görüntüsüyle merkezden çevreye doğru kurulmuş güç ilişkisidir. Özellikle de Sovyetlerin Batı dünyasını dengeleyici rolünün ortadan kalktığı günümüz koşullarında, NATO, fiili başkanı ABD’nin çevresel konumlu ülkeler üzerinde örtülü hakimiyet kurma aracına dönüşmüş durumdadır. Bir savunma ittifakı görüntüsündeki NATO örgütü, bugünkü görüntüsü ve işleviyle, ekonomik emperyalizme koşut olarak, bir siyasi-askeri örgüt olmanın ötesinde, bir tür siyasi baskı ve emperyalist yapılanmadır.

NATO gibi askeri ittifaklar için ekonomik gerekçe olarak, savunma amacıyla bir araya gelen ülkelerin müşterek savunma sistemi kurmaları neticesinde her bir ülkenin savunma harcamalarından yapılan tasarrufun farklı ekonomik alanlara yönlendirilmesiyle ekonomik avantaj sağlanabileceği ileri sürülür. İlk bakışta olumlu görülebilen bu sava rağmen, Birleşmiş Milletlere analojik olarak NATO da, merkez ekonomilerin üstünlüğü doğrultusunda gerçekleşmesiyle ileri sürülen amaçtan geri plana düşmekte ve siyasal baskı aracına dönüşmektedir. Zira farklı sistemli ve Soğuk Savaş’ın başat olduğu dünyada bir savunma sistemi olarak kurulmuş olan NATO, günümüzün tek sistemli çok kutuplu dünyasında bir tür emperyalist araca dönüşmüş olarak, güçlü-güçsüz ilişkisi bağlamında karşımıza çıkmaktadır. NATO uygulamalarıyla böylesi kurulan ilişkiler ağında ülkelerin hassas sosyal özelliklerinin de etki ve baskı aracı olarak devreye sokulabildiği görülmüştür. Nitekim, Sovyetlerin Afganistan’ı işgali döneminde “Yeşil Kuşak” tezinin ileri sürülmesi, günümüzde Sovyetlerin dağılımı ve komünizm tehdidinin atlatılmış olmasından sonra ise şimdilerde de “Ilımlı İslam” gibi ifadelerle çevresel........

© Evrensel