OPEC’te deprem ve Türkiye!
Petrol İhraç Eden Ülkeler Organizasyonu (OPEC) Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) 1 Mayıs itibarıyla örgütten ayrılacağını duyurmasının ardından tartışmaların merkezine yerleşti. BAE böylesi radikal denebilecek bir kararı birkaç gün içinde almadı elbette ancak kararın olası sonuçlarını BAE bile kestiremiyordur muhtemelen ki, OPEC ve Rusya’nın başını çektiği OPEC bünyesindeki ülkeler arasında BAE’yi takip edecek ülkelerin olabileceği konuşuluyor şimdiden. Elbette üretici ve tüketici ülkeler arasındaki geçiş ülkelerinden biri olan Türkiye bu durumdan etkilenecek ülkeler arasında.
Peki BAE neden böyle bir karar aldı?
Karara uzanan süreçte yerel, bölgesel ve küresel sebepler olduğu söylenebilir. Sırayla BAE’nin bu kararının arkasındaki motivasyonlara ve nihayetinde Türkiye’ye olası etkilerine bakalım.
Yerel yani BAE bazlı şartların başında yeni ekonomi politikaları geliyor. BAE dünyanın en zengin petrol ve doğal gaz rezervlerine sahip ülkeler arasında ancak yıllık petrol üretim miktarı OPEC tarafından belirlenen kotalarla sınırlı. BAE günlük 5 milyon varile kadar üretim yapabilecekken kotalar sebebiyle bu miktarı 3.2 ile 3.4 milyon varil arasında tutmak zorunda kaldığını savunuyor.
BAE petrolün ve doğal gazın kıt kaynaklar olduğunun farkında ve ekonomisini bunlara bağımlılıktan kurtarmak için bir ekonomi politikası belirlemişti ancak petrole bağımlılıktan kurtulmak için de petrolden gelen paraya ihtiyacı var. BAE’ye göre, üretim kotaları sebebiyle olması gerekenin altında gelir elde ediyor ve bu durum da ekonomik çeşitlilik ve kalkınma sürecini yavaşlatıyor.
BAE, İran krizi ile birlikte dünyadaki enerji ihtiyacının tedariki konusundaki belirsizliğin kalıcı olabileceğini düşünen ülkelerden biri. Bu nedenle oynak fiyatlar yerine sabit fiyatlar uygulayan güvenilir bir tedarikçi olmayı hedefliyor gibi görünüyor. Elbette BAE’nin bu kararını mümkün kılacak en önemli faktör coğrafik konumu. BAE, diğer OPEC üyesi Körfez ülkelerinin aksine Hürmüz Boğazı’nı........
