menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sevilla’da bir Türk çocuğu…

19 0
10.09.2026

Ege Emre henüz 14 yaşında. Türkçe konuşuyor, Türkçe hayal kuruyor. Türkçe düşünüyor. Annesi, babası, dedesi ve babaannesi ile Sevilla sokaklarını geziyor… Öğle saatlerinde etkisini gösteren sıcak, Ege Emre’yi hayli etkiliyor. Ancak Ege Emre, sekiz yüz yıla yakın bir süre bu topraklarda hüküm süren Endülüs Emevî Medeniyeti’nin izini merak ediyor. Ege Emre’nin bu hâli, insanı ister istemez Endülüslü filozof İbn Tufeyl’in ‘Hayy İbn Yaqzan’ hikâyesini hatırlatıyor. Hayy, dünyada felsefî romanın ilk örneklerinden biri olan eserde, ıssız bir adada gerçeği ararken; küçük Ege Emre de Endülüs’te bir medeniyetin elden nasıl kayıp gittiğini anlamaya çalışıyor. Ege Emre, Sevillia’da önce Alkazar Saray Kompleksi’ni geziyor. Öğle saatlerindeki sıcağa rağmen saraya girmek için oluşan uzun kuyruklar, onun merakını daha da artırıyor. Tarihin farklı dönemlerinde inşa edilen ilave binalarla iç içe geçmiş sarayların bulunduğu bu kompleks, gez gez bitmiyor. Kasrü’l-Mübârek ve Buhayra Sarayı başta olmak üzere Alkazar Sarayı’nda İslâm sanatının ve mimarisinin incelikleri hâlâ bütün ihtişamıyla kendisini gösteriyor.

Ege Emre, bir bahçeden diğerine geçerken, bu mekânlarda yüz yıllar boyunca yaşayan insanlar, hükümdarlar, çalışanlar, hizmetçiler ve güvenlik elemanları aklına........

© Eurovizyon