Bu terazi bu sıkleti çekmez
Yanlış hatırlamıyorsam; son dönemin yolsuzluk, rüşvet, irtikâp suçlamaları kapsamındaki soruşturma ve yargılamalar, Beşiktaş Belediyesi ile başladı. Sonrası çorap söküğü gibi…
İstanbul Büyükşehir, Beylikdüzü, Büyükçekmece, Gaziosmanpaşa, Avcılar, Şile, Sarıyer, Beykoz, Adana Büyükşehir, Adana/Seyhan, Adana/Ceyhan, Adıyaman, İzmir, Antalya Büyükşehir, Antalya Manavgat, Mersin Büyükşehir, Ankara Büyükşehir, Marmaris ve nihayet Uşak…
Adını hatırlayamayıp, burada zikredemediğimiz belediyeler bizi mazur görsün. Bunca yolsuzluk, rüşvet, irtikâp ve sair davaları takipten aciz kaldık.
Sadece Belediye Başkanları, yardımcıları, belediye bürokratları ve meclis üyeleri değil; milletvekillerinin hatta CHP Genel Başkan Yardımcılarının bile adının karıştığı yolsuzluk davalarından bahsediyoruz… Mesela; Aykut Erdoğdu, Özgür Karabat…
Hakkındaki rüşvet soruşturması kapsamında, Ankara’da lüks otelde gözaltına alınan Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın vaziyeti, tüm vukuatlara tüy dikti.
Üzerinde peştamal olduğu halde gözaltına alındığında, Yalım o sırada, halkın parasıyla kadrolu 21 yaşındaki sevgilisiyle birlikte, muhtemelen ‘belediyenin rutin işlerini’ yürütüyordu. Başkanın cep telefonu, sevgilisinin iç çamaşırından çıkmış. Artık içinde neler varsa…
Başkanın ikinci sevgilisinin de Uşak Belediyesi’ne uğramadan, yüksek maaş alan bir personel olduğu iddia ediliyor. Görüyorsunuz, ne ‘erkekler’ var memlekette…
SADECE YOLSUZLUK DEĞİL; TACİZ DE…
CHP’nin yerel yönetimlerde ele geçirdiği iktidar noktalarından, her türlü koku yayılıyor.
Bir öncekinde, Giresun/Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede, reşit olmayan kız çocuğunu tacizden tutuklanmıştı.
Genel Merkezin yanısıra, birçok CHP’li belediye ve parti teşkilatlarında yaşanan, ayyuka çıkmış taciz ve tecavüz mevzularını, neredeyse unutmaya başladık. Çokluğundan olsa gerek…
Medyaya yansıyan taciz iddialarına muhatap bazılarını hatırlamaya çalışalım:
Ankara-Altındağ CHP İlçe Başkanı Ali Ergin (Taciz)…
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek (Kadrolu sevgili)…
Antalya Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Taylan Şanlı (Taciz)…
Elazığ Teşkilatı Disiplin Kurulu Üyesi Hüseyin Baş (Taciz)…
Taciz iddialarını dile getiren kadınların neredeyse tamamına yakını ya CHP’li belediyelerde, ya parti teşkilatlarında çalışıyor; ya da iş bulmak üzere CHP ileri gidenlerine başvuruyor.
Tacize uğrayanların büyük bölümü ile tacizcileri arasında ast-üst ilişkisi bulunuyor. Yani kamunun gücü ve imkânları, taciz amaçlı kullanılıyor.
Bazı taciz olaylarında, mağdur kadınlar, uğradıkları taciz ve diğer haksızlıkları, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve diğer Genel Merkez yöneticilerine ilettiklerini iddia ediyor.
Sonuç? Hiç… Tacizci CHP’li ise, sorun yok. Hatta partinin Kadın Kolları’nda görev alan hanımefendiler bile; “Ne var canım? Zinayı suç olmaktan çıkaran AKP değil mi?” ya da “Türkiye’de hovardalık yapmayan mı var? Hovardalık suç değil ki…” kıvamında ‘taharetlemeler’ yapmaktan geri durmuyor.
Tüm bu ayyuka çıkan yolsuzluk ve taciz rezaletleri karşısında, CHP Genel Başkan Özgür Özel ve diğer parti yöneticileri nasıl bir tavır sergiliyor?
“AKP, CHP iktidarının önünü kesmek için kumpas kuruyor. Cumhurbaşkanımız (adayı değil) Ekrem İmamoğlu’nun önünü kesmek için yolsuzluk iftirası atılıyor.”
Hadi, Özgür Bey’e haksızlık etmeyelim… Manavgat’taki ‘Avro Baklavası’ için, önce, “Şok oldum…” diye tepki koydu. Sonra birileri kulağını çekmiş olmalı ki; “Polis, olayın kahramanı Belediye Başkan Yardımcısı ile birlikte, CHP’ye kumpas kurmuş. Elimde 32 saatlik video kaydı var. Bizzat izledim…” diyerek çark etti.
Hadi, Özgür Bey’in, 32 saatlik (sonradan 23 saate tenzil edildi) görüntüyü ne ara vakit bulup seyrettiğini sormayalım. Vazgeçtik 23 saatten, 23 saniyelik bir video kaydını niye gösteremediğini, Özgür Bey’e sormayalım mı?
Özgür Bey, şayet önümüzdeki günlerde yine çark etmezse, Uşak Belediye Başkanı’nın sevgilisiyle otelde basılması mevzusundan çok utandı ve özür diledi.
BU TERAZİ BU SIKLETİ ÇEKMEZ
Tabanda öyle bir kitle, medyada öyle bir besleme güruhu ve sosyal mecralarda o kadar çok devşirilmiş trol var ki… Her türlü toksik maddeyle zehirlenmiş… Erdoğan düşmanlığı sözkonusuyla, kitle, gözüyle gördüğü kepazelikleri bile hoşgörüyle karşılıyor.
Yani CHP’de veya yancılarında siyaset yapmak, dünyanın en konforlu işi…
Siyaset üretmeniz gerekmiyor.
Elinize geçen belediyelerde hizmet etmeniz zaten lüzumsuz.
Dış politika ve dünyadaki yangınlar da sizi ilgilendirmiyor.
Sadece; “Mustafa Kemal’in askerleriyiz…” ve “Laikliğin yılmaz savunucusuyuz…” zikrini, günde 5 vakit ve her defasında 12’şer kez tekrarlamanız yeterli.
Milletvekili, arabasıyla elektronik sigara kaçakçılığı yaparken yakalanıyor. Ağzından çıkan ilk söz; “Ben Atatürk’ün yolundan giden bir adamım…”
Breh, breh, breh… Yahu, Atatürk, gümrük kaçakçılığı mı yapıyordu?
CHP eksenindeki yolsuzluk ve taciz konularını eleştirirken, iktidar belediyeleri eksenli benzer iddiaları görmezden gelmiyoruz. Şu anda, yanılmıyorsam en az 4 AK Partili Belediye Başkanı, yolsuzluk iddiasıyla tutuklu bulunuyor.
Aynı şekilde, Yunus Emre Enstitüsü’nün başındaki zat da yolsuzluk suçlamasıyla tutuklu…
Yine, Devlet Hava Meydanları’ndan bir Daire Başkanı da geçen yıl yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanmıştı.
AK Partili Adapazarı Belediye Başkanı Mutlu Işıksu da yasak ilişki suçlamasına muhatap… Partiden atılmamak için, istifa yolunu seçti. Işıksu, kendisine şantaj amaçlı tezgâh kurulduğunu söylese de, gidip mahkemede aklanmaktan başka çıkışı yok.
AK Parti ve MHP, hakkında herhangi ciddi bir suç isnadı bulunan mensuplarını, anında partiden atıyor.
CHP ise yolsuzluk ve taciz iddialarının muhataplarını, ‘ilkesel olarak’ korumaya alıyor. Tabi, Uşak Belediye Başkanı vakasındaki gibi istisnalar da olmuyor değil.
Neticede, partinin şu veya bu kademesindeki şahısların maruz kaldığı yolsuzluk ve taciz suçlamaları, CHP’nin kurumsal kimliği üzerine yapışıp kalıyor.
CHP heybesinden daha hangi irilikte turplar çıkacağını bilmiyoruz.
Bildiğimiz; bu terazi bu sıkleti çekmez.
CHP’nin silkelenip kendine gelmesi, Türkiye’nin Anamuhalefet Partisi gibi davranmaya başlaması lazım.
