menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Herkes Kendi İşini Yapsa Daha İyi Olmaz mı?

21 0
12.08.2026

Geçtiğimiz günlerde sağlık hizmeti sunan bir kurumun başhekimiyle bir görüşme gerçekleştirdik. Sohbet sırasında eğitim alanına ilişkin bir projeden söz edildi:

“Hastanemize de bir anaokulu açacağız.”

Ben de kendisine, biraz esprili ama aslında üzerinde düşünülmesi gereken bir cümleyle karşılık verdim:

“Hocam, biz de bir gün okullarımıza hastane açalım.”

Gülümseten bu cümlenin altında aslında ciddi bir mesele yatıyor.

Herkes kendi işini yapsa daha iyi olmaz mı?

Elbette bir hastanenin çalışanlarının çocukları için kreş veya okul öncesi imkânı oluşturması başka bir şeydir. Bir kurumun kendi personeline sosyal imkân sağlaması, elbette değerlidir ve desteklenmelidir.

Ancak mesele, bunun ötesine geçip bir kurumun asli faaliyet alanı dışında başka sektörlerin hizmet sunucusu haline gelmesiyle başlıyor.

Sağlık kurumunun temel işi sağlık hizmetidir.

Eğitim kurumunun temel işi eğitimdir.

Belediyenin temel görevi ise başta altyapı, ulaşım, temizlik, çevre düzenlemesi, su ve kanalizasyon gibi kamu hizmetlerini etkin biçimde yürütmektir.

Peki bugün ne görüyoruz?

Belediyelerden hastanelere, farklı kamu kurumlarından çeşitli kuruluşlara kadar pek çok yapı, kendi asli görev alanlarının dışında eğitim hizmetleri sunmaya başlayabiliyor.

Anaokulları açılıyor, kurslar düzenleniyor, sınava hazırlık faaliyetleri yürütülüyor.

Burada asıl tartışmamız gereken, “Bu kurumlar eğitim vermesin” demek değildir.

Eğitim hizmeti verecek herkes, aynı kurallara ve aynı denetim mekanizmasına tabi mi?

Çünkü eğitim, sıradan bir hizmet alanı değildir.

Bir bina açıp içine birkaç sınıf koymakla eğitim kurumu olunmuyor.

Eğitim; müfredat demektir, öğretmen demektir, pedagojik yaklaşım demektir, denetim demektir, çocukların güvenliği demektir. Daha da önemlisi, çocukların hangi değerlerle ve hangi eğitim anlayışıyla yetiştirileceği meselesidir.

İşte tam da bu nedenle eğitim alanında yetki, sorumluluk ve denetim mekanizmalarının son derece açık olması gerekir.

Bir okul açıldığında, o okulun hangi mevzuata göre faaliyet gösterdiği bellidir. Öğretmeninden yöneticisine, müfredatından fiziki şartlarına kadar belirli standartlar vardır.

Peki farklı kurumların bünyesinde eğitim faaliyeti yürütüldüğünde aynı hassasiyet ve aynı denetim standardı her zaman sağlanabiliyor mu?

İşte burada durup düşünmek gerekiyor.

Çünkü geçmişte farklı alanlarda yaşanan bazı olumsuzluklar bize çok önemli bir gerçeği gösterdi:

Denetim mekanizması zayıfladığında, iyi niyetle başlayan işler dahi zaman içerisinde ciddi sorunlara dönüşebilir.

Bu nedenle mesele bir siyasi tartışma, bir kurumlar arası........

© Enpolitik