SOSYAL DEMOKRAT BİR SİYASİ HAREKET
Türkiye siyasetinin en ilginç paradokslarından biri şudur: Kendisini sosyal demokrat olarak tanımlayan siyasi hareketler vardır ancak ortada sosyal demokrasinin temsil ettiği değerleri toplumun geniş kesimlerine taşıyabilen güçlü bir sosyal demokrat hareket yoktur.
Bu iddia ilk bakışta sert ve acımasız gelebilir. Ancak dünya siyaset tarihine kısa bir yolculuk yapıldığında ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır.
Dünyanın farklı ülkelerinde halkın desteğini alarak iktidara gelen veya uzun yıllar başarılı şekilde yönetimde kalmayı başaran sosyal demokrat hareketlerin ortak bazı özellikleri vardır. Her şeyden önce bu hareketler toplumun en kırılgan kesimlerinin sesi olmuşlardır. Kırsalda yaşayanların, işçilerin, emekçilerin, dar gelirli ailelerin, gençlerin ve kadınların sorunlarını gündemlerinin merkezine koymuşlardır. Onları yalnızca seçim dönemlerinde hatırlamamışlar, siyasal varlık nedenlerini bu kesimlerin hayat standartlarını yükseltmek üzerine inşa etmişlerdir.
Dünyada başarılı olan sosyal demokrat hareketler hiçbir zaman toplumun elitlerine dayanarak büyümemiştir. Tam tersine, toplumun alt gelir gruplarından başlayarak geniş halk desteği oluşturmuşlardır. Çünkü seçmen, sıkıntılarına çözüm üreten siyasetçiye yönelir. İdeolojik sloganlara değil somut çözümlere oy verir.
Bu nedenle sosyal demokrasi tarih boyunca güçlülerin değil, güçsüzlerin yanında durmuş, sermayeyi değil emeği, imtiyazı değil fırsat eşitliğini, ayrıcalığı değil adaleti savunmuştur.
Türkiye'de ise kendisini sosyal demokrat olarak tanımlayan siyasi hareketlerin seçim performanslarına dikkat edildiğinde ilginç bir tablo ortaya çıkmaktadır. Evrensel örneklerde sosyal demokratların en güçlü olduğu yerler işçi mahalleleri, yoksul bölgeler,........
