FARKINDA MISINIZ KAYBETTİK
Solcular anti emperyalist olarak kahramanlaştırılıyorlar. Fakat göz ardı edilen bir gerçek var. Anti Amerikancı dense daha doğru olur. Çünkü; Sovyetler ve Çin de Emperyalist devletler idi ama solcular sadece Amerikan karşıtı idiler. Tüm emperyal güçlere karşı olsalardı ellerinde Sovyetlerin orak çekiçli kızıl bayrağını taşımazlardı. “Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye” sloganı atıyorlar ama ellerinde bir tek Türk Bayrağı bile taşımıyorlardı.
Ülkücüler de anti emperyalisttiler. “Ne Amerika, ne Rusya, ne Çin. Her şey Türklük için” sloganları vardı. Sovyetleri tehlike olarak gören Ülkücüler Amerika’yı ve Çin’i bir tehdit olarak görmüyorlardı.
Solcuların 1967 tarihinde Amerikan 6. Filonun İstanbul’a demir atmasını protesto etmişlerdi. Deniz Gezmiş o olaylardan dolayı tutuklanmış 68’de serbest bırakılmıştı. Bugüne kadar medyada Solcuların bu eylemlerine karşı Sağcı(!) gurupların karşı çıktığını yazmış ve ülkücülerin de olduğu varsayılmıştı. Oysa Solcuların karşısına İsmail Kahraman’ın Başkanlığını yaptığı MTTB (Milli Türk Talebe Birliği) üyeleriydi. Orada topluca Namaz kılmışlardı. 6. Filo kıble tarafında olduğu için kayıtlara “6. Filoya karşı Namaz kıldılar” olarak geçti. İsmail Kahraman kim derseniz. MTTB Başkanlığına seçildiğinde Milli Şairimiz Mehmet Akif’in oğlu gidecek yeri olmadığı için MTTB binasına sığınmış ve orada kalıyordu. İsmail Kahraman gelir gelmez sarhoş diyerek onu kovdu. Mehmet Emin Ersoy, 24 Ocak 1967'de Tophane'de bir kamyon kasasında/çöplükte donarak ve açlıktan hayatını kaybetmiştir. Bu vahim sonun müsebbibi İsmail Kahramandı. TBMM Başkanlığı yapmış, Erdoğan’ın “Abi” dediği kişiydi.
İşte bu zihniyet başımıza çok büyük belalar açacaktı.
Solcu ve Ülkücü gençler peşinden koştukları davaları için idam edilmiş, işkencelere tabi tutulmuş, sürgünlere uğramış ve yıllarca zindanlarda çürütülmüşlerdi. Amerikan tehdidini göremeyen Ülkücüler Kızıl İstilayı durdurmuş olmanın gururunu yaşarken solcu gençler ise Amerika’yı durduramamanın hüsranını yaşadılar.
YIL 2 BİNLERE GELDİĞİNDE
Solcu ve Ülkücü gençler yaşlanmış ve mağlup oldukları gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalmışlardı. İsmail Kahraman’ların zihniyeti ise kazanmanın eşiğine gelmişlerdi.
Menderes’in Başbakan olmasıyla ABD Türkiye’nin kılcal damarlarına girmenin adımlarını atmaya başlamıştı. Demokrat Parti “Küçük Amerika olacağız” sloganını hiç çekinmeden kullanıyordu. Eski adı MAH yeni adıyla MİT’in maaşlarını bile CIA ödüyordu.........
