menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

YÖK 2547 Say.Yasa da Revizyon Yapılmalı mı?

23 0
18.04.2026

Üniversitelerin Rektörleri ve Rektör Yard. için standartları belirleyen kanun ve yönetmeliklerde yeni, daha spesifik ve daha sıkı maddeler eklenmelidir. Bunlar arasında her pozisyon/unvan (Dr.Öğr.Üy./Doç./Prof.) için; “alanında Lisans,Y.Lisans ve DoktoraSan.Yet. derecesi şartı” mutlaka yer almalıdır.

Üniversitelerin Rektörleri ve Rektör Yard. için genel standartlar şunlar olmalıdır: “İyi ahlak, işleri düzenli ve doğrudan yönetmek ve yürütmek için yeterli birikim ve sağlık, yenilikçi düşünme, etikliğe sadakat, stratejik vizyon ve üniversitenin gelişim stratejisinin geliştirilmesi ve uygulanmasını organize edecek yetenek.” 

Üniversite rektörü için aranan özel kriterler arasında; “Doktora/San.Yet. derecesi, üniversitenin uzmanlık alanında saygın bir konum ve kurumun eğitim seviyesine uygun en az beş yıllık öğretim ve araştırma deneyimi” yer almalıdır. 

Rektör, atandıktan sonra kanun ve yönetmelikleri öğrenemez. 2547 say.kan. hakkında yeterli bilgiye sahip olması gerekir. 

Rektör adaylarının; Rektör Yard., Dekan/Yard., MYO/YO Müdür/Yard., Bölüm Başkanı/Yard vb., birim yöneticisi veya eşdeğeri ya da daha üst düzeyde en az 5 yıllık yükseköğretim kurumu yönetimi deneyimine sahip olmaları istenmelidir. 

Rektörlerin; “Sosyal, paylaşımcı, akademisyenleri ötekileştirmeyen, liderlik vasfına ve yönetim ve geliştirme yeteneklerine sahip, kurum kaynaklarını doğru kullanan, özel şirketlerle/STK’larla iş birliği içinde geliştirme ve harekete geçirme becerisine sahip” olmaları da şarttır...

Özellikle uzmanlık alanlarında eğitim veren okullar için (sanat, yabancı dil, edebiyat ve kültür ile spor alanları) Rektör/Dekan/Müdür; mutlaka o Üniversitenin/Fakültenin/MYO’nun ağırlıklı alanlardan birisinden atanmalıdır. Meslek/alan dışı atama yapılmamalıdır.

Rektör yardımcılarının atanmasına ilişkin kriterler; “Prestij ve yönetim yeteneklerine sahip olmak ve bir üniversitede Dekan/Yard., Bölüm Başkanı/Yard., Müdür/Yard., düzeyinde en az 3 yıl yönetimde yer almış olması” gerekmelidir.

CB Sisteminde son duruma göre Cumhurbaşkanımız istediği, -başvursun/başvurmasın- kişiyi rektör olarak atayabilmektedir. YÖK mülakatı ve 3 kişilik liste olayları kaldırılmış, YÖK sadece başvuranları dosyalayıp Makama göndermekle görevli kılınmıştır. Cumhurbaşkanı Devlet/Vakıf Üniversitelerinin Rektörlerini atamaktadır. İsterse; görevden alabilir, görevden uzaklaştırabilir.

Vakıf Ün. Rektörlerinde bir farklılık vardır, Mütevelli Heyetin önerdiği üç isinden biri –genellikle birinci isim- Vekil olarak atanır –nedense- 6 ay sonunda - galiba sorun çıkarmamış ise- asaleti onaylanır.

Rektör ise; Rektör Yard., Müdürleri atar, ama Dekan’ı atayamaz, çünkü YÖK onayı gerekmektedir. Yani atanan “İTA amiri” olan rektöre kendi Dekanını seçme hakkı verilmez, rektör 3 kişi önerir, birisi YÖK tarafından atanır. YÖK, böyle gereksiz, angarya işlerle uğraşmamalıdır.

Akademide "etiklik” ilk sıradadır. Akademisyenler; “bilim/sanat bütünlüğünü korumalı ve araştırmalarında, yayınlarında ve öğretimlerinde dürüst” olmalıdır. Yayın sayısını ve ulusal/uluslararası tanınırlığı artırma çabası ile; “ortak yazarlık”, “intihal” ve “uygun olmayan alıntılar” vb. sistemik bir alarma yol açar ve hızla ele alınıp yaptırım konulmadığı takdirde akademiye/akademisyene güveni zedeler.

Önemli olan; “şeffaf bir akademik “ekosistem” oluşturmak, titiz bir “hakem değerlendirme süreci” hazırlamak, etkili “intihal tespit mekanizmaları” uygulamak ve en önemlisi, “mesleğe ve kuruma” saygı kültürüne sahip olunmasını sağlamaktır…

Bir akademisyen; nitelikler, yayınlar ve araştırma konuları ile ilgili tüm kriterleri karşılayabilir, ancak yine de araştırmasında dürüstlükten yoksun olabilir. Ya da, ciddi bilim/sanat çalışmaları yürüten ancak yayın eksikliği nedeniyle "standartları karşılayamayan" akademisyenler de vardır.

Yönetimler bunları sıkı takip etmeli, akademinin saygınlığını bozacak her türlü girişimi önleyebilmelidir.

Bilim/sanat araştırmaları için: “kıdemli öğretim üyelerinden uluslararası yayınlara, üst düzey öğretim üyelerinden ise belirli sayıda yayına, araştırma konularına ve uzmanlık kitaplarına kadar her şey” şarttır. Prensip olarak bu doğru bir adımdır. 

Akademisyenler sadece eğitim vermekle yetinemez, “alana yararlı” araştırma yapmakla yükümlüdürler. Bilimsel araştırma yapmayan, kitap/makale/bildiri vb. yazmayan, günceli takip etmeyen bir akademisyenin bilgisini güncellemesi ve öğrencilere rehberlik etmesi çok zordur... 

Bir çok üniversitede, özellikle uygulamaya yönelik okullarda, araştırma koşulları sınırlıdır: “fon yetersizliği, araştırma grubu eksikliği ve zaman yetersizliği.” gibi…

“Akademik sistem, "sadece yapmak için yapma" zihniyetiyle yönetilirse gelişemez. Bu nedenle daha esnek bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. Öğretim üyeleri yalnızca yayın sayısıyla değil, “yayınların kalitesi, etkisi ve uygulanabilirliğiyle” değerlendirilmelidir. Uzmanlık alanları için teknoloji transferi, yenilikler veya topluma katkılar gibi alternatif ürünler kabul edilebilir. Standardizasyon gereklidir, ancak gerçekliğe uygun olmalıdır.”

“Büyük ve köklü vakıf/devlet üniversiteleri güçlü bir araştırma geleneğine, sağlam bir öğretim kadrosuna ve bol kaynaklara sahiptir. Öte yandan, birçok özel üniversite, daha esnek bir işletme modeliyle, işgücü piyasasının ihtiyaçlarını karşılayan uygulamalı eğitime odaklanmaktadır. Katı bir kriterler seti uygulanırsa, üniversite sisteminin çeşitliliğinin azalması riski doğar. Üniversiteler kendi güçlü yönlerini geliştirmek yerine "standartlara uymaya" zorlanabilirler. Çözüm, standartları düşürmek değil, onları katmanlandırmaktır. Araştırma yönelimlerine, uygulamalara veya mesleki uygulamalara karşılık gelen farklı kriter setleri oluşturulabilir. Sağlıklı bir üniversite sistemi homojen bir sistem değil, ortak standartlara sahip çeşitlilik gösteren bir sistemdir.” https://www.vietnam.vn/tr/chuan-hoa-giang-vien-dai-hoc

“Akademisyenleri; "her türlü işi yapan kişiler" olarak mı yoksa "alanlarında uzman kişiler" olarak mı yetiştiriyoruz? İyi bir öğretim üyesinin her şeyde iyi olması gerekmez. Önemli olan, kendi alanında (öğretim, araştırma veya uygulamayla bağlantı kurma) mükemmel olmalarıdır. Bu nedenle, tüm öğretim üyelerinin aynı kapsamlı kriterler setini karşılamasını gerektirmek yerine, “uzmanlaşma” teşvik edilmelidir.

Bir akademisyenin “lisansta 60 ayrı derse girmesi” etik değildir. Bazıları araştırmada, bazıları öğretimde, bazıları da işletmelerle bağlantı kurmada güçlü olabilir. Her birey kendi güçlü yönlerini kullandığında, kolektif daha da güçlenir.” 

https://www.vietnam.vn/tr/trinh-do-thac-si-co-du-tieu-chuan-lam-pho-hieu-truong-truong-dh

Öncelikle, çok boyutlu bir değerlendirme/denetleme mekanizması oluşturmak gerekiyor. Bu mekanizma yalnızca somut verilere dayanmamalı, öğrencilerden, meslektaşlardan ve paydaşlardan gelen niteliksel geri bildirimleri de içermelidir.

Akademisyenlere ilk girişte (Arş.Gör.) ve kadrolu Öğr.Üy.’ne her 10 yılda bir “Kişisel Karakter Analizi” uygulanmalıdır. Yine ilk alımda disiplin suçları genelgesi (taciz, mobbing, intihal, aşırma, avcı dergiler vb.) verilerek “okudum, anladım” kendi yazısı ve ıslak imza ile alınmalıdır.

Üniversiteler araştırma ortamına “yatırım” yapmalıdır. Eğer öğretim üyelerinin bilimsel araştırma yapması gerekiyorsa, “gerekli koşullar” yaratılmalıdır: araştırma fonu, zaman, uluslararası bağlantılar vb. ve özellikle ders ve idari yüklerin azaltılması şarttır.

Akademik bir kültür oluşturmak çok önemlidir, ancak çok zordur. 

Bilgiye saygı duyan, tartışmayı teşvik eden ve dürüstlüğe değer veren bir ortam, doğal olarak kelimenin en derin anlamıyla "standart" akademisyenleri yetiştirecektir.

Soru: “Standart bir akademisyen mi?”, "Alanında uzman akademisyen mi?” yetiştireceğiz?..


© Enpolitik