Türkiye’de ‘Süreçsiz süreç’
Süreç ilk başladığında terör tehdidi, sınır ötesi operasyonların getirdiği maliyetler ve bölgesel belirsizlikler nedeniyle ciddi bir aciliyet havası vardı.
Öyle görünüyor ki mevcut iktidar ve özellikle AK Parti, çözüm sürecini bozmayacak ama kalıcı ve köklü adımlar atmaktan da özenle kaçınacak.
Bu yaklaşım, süreci bilinçli bir şekilde zamana yayma üzerine kurulu. “Her şeyi yaptık, PKK hâlâ silah bırakmamakta ısrar ediyor” stratejisini canlı tutarak hem kendi tabanını konsolide edecek hem de muhalefeti sürekli savunma pozisyonunda bırakacak.
Esasında 2024 sonu ve 2025 başlarında güvenlik kaygılarıyla başlatılan bu ikinci çözüm süreci, o kaygıların büyük ölçüde azalmasıyla birlikte fiilen rölantiye alınmış durumda.
Süreç ilk başladığında terör tehdidi, sınır ötesi operasyonların getirdiği maliyetler ve bölgesel belirsizlikler nedeniyle ciddi bir aciliyet havası vardı. Ancak bugün gelinen noktada bu aciliyet büyük oranda ortadan kalkmış görünüyor.
Uluslararası konjonktür, Türkiye lehine güçlü bir rüzgâr estiriyor. Özellikle ABD’de Trump’ın yeniden başkan seçilmesi ve Erdoğan’la kurduğu sıcak, kişisel ilişki Ankara’ya önemli bir manevra alanı açtı.
Avrupa’da başta İngiltere olmak üzere birçok ülke, yeni bir kaos ve istikrarsızlık dalgasıyla karşılaşmamak adına Türkiye’nin yanında durmayı tercih ediyor.
Körfez ülkeleriyle geliştirilen sıcak ilişkiler de cabası. Bu tablo, başta dile getirilen........
