İzmir'in kaybı kimin hanesine yazılır?
Cemil Tugay'ın AK Parti rozetini takması, siyasi haber bültenlerinde "transfer" başlığıyla geçti. İletişim çalışan biri olarak ben bunu başka bir kategoriye koyuyorum: bir temsil krizi. Çünkü İzmir'in CHP'li seçmenin oylarıyla seçilmiş bir başkanı, o seçmenin en son görmek isteyeceği yere gitti. Bu noktaya tek bir kişinin tercihiyle gelinmedi. Ortada, birbirini tüketen iki siyasi yapının ürettiği bir boşluk var.
Önce CHP'nin hanesi. "Mutlak butlan" kararı ve ardından yaşanan liderlik krizi, partiyi seçmenin gözünde kendi içine dönük bir kavgaya çevirdi. Siyasal iletişimde bilinen bir kural vardır: bir parti, seçmene dönük anlatısını iç çatışmasının gürültüsüyle bastırdığında, yerel yöneticisini ikna edecek bir ortak gelecek tarif edemez. Tugay'ın CHP'den istifa edip aylarca bağımsız kalması, aslında bir uyarı işaretiydi. Parti, bu uyarıyı bir "sadakat sorunu" olarak okudu; oysa bu, bir çatı güven sorunuydu.
Sonra Yeni Parti'nin hanesi.........
