Güneydoğu'nun zenginlikleri
Güneydoğu Anadolu’nun toprakları, sadece coğrafyasıyla değil, bin yıllık kültürüyle de birikimin adeta coğrafyasıdır. Sıcak güneşin altında uzanan doruklar, taş tarihinin izlerini taşıyan siteler ve sesini duymanın güç olduğu şehirlerin dar sokaklarıyla bu bölge, okura sessizce konuşur. Her köşesi ayrı bir hikâye barındırır; geçmişin taş anıtlarıyla bugün arasındaki bağ, ziyaretçisini derin bir yolda yürümeye çağırır.
Mardin’in eski taşları, daracık merdivenlerin ardından yükselen minareler ve taştan işlenmiş balkonlarıyla bir açık hava müzesidir adeta. Sokaklar, tarih ile yeni hayatın iç içe geçtiği bir dokuyu sunar. İnsanlar sıcaklığını, kahve kokusunu ve gündelik yaşamın ritmini paylaşırken, taşların arasından sızan geçmişin hafif ağırlığıyla ilerlersiniz. Şehrin üst katlarından savrulan gün ışığı, daracık sokaklarda bir akışkanlık yaratır; her adımın yeni bir manzarayı ortaya çıkardığı bir tiyatro sahnesi gibi.
Diyarbakır’ın surları, sıradan bir şehir silüeti değildir. Onlar, binlerce yılın depremi, savaşları ve barış umudunu taşıyan birer kroniktir. İç içe geçmiş mahalleler, sokak aralarında saklı antik kiliseler ve camiler, bu........
