Ankara’nın yeni sınavı: İsrail, Rusya ve Ege’de aynı anda gerilim
Rusya’nın son günlerde verdiği mesajlar, Ankara-Washington yakınlaşmasının Moskova’da ciddi rahatsızlık yarattığını gösteriyor. Özellikle Türkiye’nin Ukrayna’ya M270 çok namlulu roketatar sistemleri, binlerce DPICM mühimmatı ve 70 adet ATACMS balistik füzesi satışı için ABD’den izin istemesi Rusya’da alarm etkisi yarattı.
Türkiye’nin dış politikasında, şimdiki MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın adını koyduğu “değerli yalnızlık” dönemi de böyleydi; Türkiye aynı anda pek çok cephede gerginlik yaşıyordu.
O dönemde “rakipler/düşmanlar” Mısır, Yunanistan, Libya’da Hafter güçleri, Suriye’de Fırat’ın doğusunu kontrol eden PKK terör örgütünün uzantısı PYD-YPG oluşumu ve ona yardım eden ABD idi.
Şimdilerde ABD Başkanı Trump, Türkiye’deki Erdoğan yönetiminin “en yakın dostlarından” ve destekçilerinden birine dönüşürken, Mısır “müttefik” hâline geldi. Libya’da Hafter ile barışıldı, “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında Washington’un da desteğiyle PYD-YPG büyük ölçüde tasfiye edildi.
Ancak bunlar yapılırken yeni rakipler oluşturuldu; Yunanistan’la rekabet yeni bir safhaya girerken Türkiye ilk kez İsrail’le doğrudan sıcak çatışma ihtimalini açıkça konuşur hâle geldi. ABD ile yakınlaşma ve Türkiye’nin Ortadoğu ile Kuzey Afrika’da attığı yeni adımlar ise Moskova-Ankara hattında ciddi gerilimlerin habercisi olmaya aday.
Ortaya çıkan tablo, Türkiye’nin aynı anda İsrail, Rusya ve bölgedeki yeni güç dengeleriyle karşı karşıya kalabileceğini gösteriyor.
İsrail-Türkiye hattında ilk gerçek alarm
İsrail’in İdlib kırsalındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne düzenlediği saldırı teknik olarak Suriye hedeflerine yönelik bir operasyon gibi görünse de, verilen mesajın adresi yalnızca Şam değildi.
Üs, Türkiye sınırına yaklaşık 80 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Üstelik saldırı sonrasında gelen açıklamalar, Tel Aviv’in asıl kaygısının Türkiye’nin Suriye’deki artan askeri etkisi olduğunu ortaya koydu.
İsrail Başbakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İsrail ile Suriye arasında “mevcut statükonun korunması” konusunda bir uzlaşma bulunduğu, bu statükonun Türkiye’nin Halep yakınlarındaki bir üsse asker konuşlandırma hazırlıkları nedeniyle bozulmak üzere olduğu öne sürüldü. İsrail tarafı, bu durumu kendi güvenliğine yönelik bir tehdit olarak tanımladı.
Ankara ise sert tepki gösterdi. Türkiye’nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz saldırıyı kınarken, İletişim Başkanlığı İsrail’in açıklamalarını “gayriciddi iddialar” olarak niteledi ve bunların saldırıları meşrulaştırma amacı taşıdığını belirtti.
Ancak asıl dikkat çekici olan açıklama Washington’dan geldi; ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın sözleri, yaşananların ne kadar kritik olduğunu ortaya koydu.
Barrack’a göre Türkiye saldırı öncesinde bilgilendirilmedi. Türk radarları İsrail uçaklarını tespit etti ve Ankara askeri karşılık verme hazırlığı yapabilecek bir noktaya geldi. Barrack’ın “Neyse ki sağduyulu taraflar gerilimin tırmanmasını önledi” sözleri, iki ülke arasında ilk kez gerçek bir askeri temas riskinin oluştuğunu gösterdi.
Washington, Ortadoğu’daki iki “yakın müttefiki” arasında askeri karşılaşmalar yaşanmaması için şimdilerde Türkiye, İsrail ve Suriye........
