menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ankara’nın yeni dış politika formülü: ABD’den kopmadan bölgesel güç olmak

62 0
13.08.2026

Türkiye, ABD ile savunma ilişkilerini yeniden güçlendirirken Suudi Arabistan ve Pakistan’la kurduğu yeni güvenlik hattıyla bölgesel ağırlığını artırıyor. Ancak Ukrayna’ya silah transferi Ankara-Moskova dengesini, üçlü pakt ise Tahran ve Yeni Delhi ile ilişkileri yeni bir sınavla karşı karşıya bırakıyor.

Yunanistan, Kıbrıs Rum Yönetimi, İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin politikalarını ortaklaştırma adımları ortada. Yani bölgedeki bir "pakta" girdiğinizde, kalanları otomatik olarak "rakip" ilan etme tehlikesi var.

           Türk dış politika çok hareketli;

Mekke'de kurulan Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan savunma paktı ile tek kalemde hem İran, hem de Hindistan'da “kaşların kalkmasına” neden oldu. Şimdi ise, ülkedeki eskiyen Amerikan silahlarını Ukrayna'ya satma adımıyla, Moskova'yla kurulmuş hassas denge tehlikeye atılıyor.

Ankara'nın dış politikada son dönemde attığı her adım ABD ile daha fazla yakınlaşmayı sağlıyor.

Türkiye'nin ABD ile yakınlaşmasının en görünür alanı savunma sanayi;

S-400 krizi, F-35 programından çıkarılma ve CAATSA yaptırımları sonrasında uzun süre gerilimli seyreden ilişkilerde bugünlerde yeni bir dönem yaşanmaya başlandı. Ankara-Washington hattında bugünlerde F-16 modernizasyonu, Türkiye'nin yeniden F-35 satın alma ihtimali ve NATO'nun yeni savunma yapılanmasında Ankara'ya verilen yeni roller gündemin ilk sıralarında.

Bu aşamada Trump yönetiminin Kongre'ye sunduğu yeni bildirim ise, hem ABD-Türkiye savunma ilişkilerinde, hem de Ankara-Moskova hattında yeni bir dönemin işaretlerini taşıyor.

Trump yönetiminin ABD Kongresi'ne sunduğu 6 Ağustos 2026 tarihli bildirime göre Türkiye, envanterindeki eski ABD yapımı savunma malzemelerinin Ukrayna'ya kalıcı transferi için Washington'dan izin istedi. Yaklaşık 284 milyon dolarlık ilk tedarik değerine sahip paket kapsamında 70 M39 ATACMS füzesi, 12 M270 MLRS lançeri, 2 bin 524 M26 DPICM roketi ve 47 bin adet 203 milimetrelik DPICM mühimmatı bulunuyor. Transferde Türkiye'den MKE AŞ, ASFAT AŞ ve ARCA Savunma'nın yanı sıra Bulgaristan'dan VTIC International Ltd. ve ABD'den şirketler yer alıyor.

Ankara açısından bunun anlamı yalnızca Ukrayna'ya mühimmat gönderilmesi değil; Türkiye eski sistemleri elden çıkarıyor, envanterini temizliyor ve savunma kaynaklarını modernizasyona yönlendiriyor.

Ancak Washington açısından başka bir anlamı daha var; Türkiye'nin ABD ile savunma alanında yeniden aynı masada oturmaya başladığının göstergesi olacak bu satışlar.

 Ankara’nın yeni, dış politika “formülü” işler mi?

Son gelişmeler bakınca, Türkiye'nin ABD'ye bu kadar yakınlaşırken, AK Parti hükümet yetkililerinin sürekli ifade ettikleri........

© Ekonomim