ABD çekilirken Ankara sahaya iniyor; bölgesel güç bölgesel yük mü?
- Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Savunma Anlaşması’yla bölgesel güvenlik denkleminde yeni bir yapı oluştururken, Mısır’ın olası katılımı bu oluşumun ağırlığını artırabilir. Ancak Kahire’nin Batı ve Körfez’le ilişkileri Ankara’nın hedeflediği geniş ittifakın önündeki en önemli sınırlar arasında.
- ABD’nin Ortadoğu ve Körfez’de askeri varlığını azaltması, Türkiye için yeni bir jeopolitik alan açıyor. Ankara, Libya’dan Kızıldeniz’e uzanan hatta daha fazla sorumluluk üstlenirken, Washington’un bıraktığı boşluğu ne ölçüde doldurabileceği tartışılıyor.
Türkiye Ortadoğu'dan sonra Kuzey Afrika'da da hareketlendi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Trablus, Bingazi ve Kahire’yi kapsayan yoğun diplomasi trafiği, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan arasında imzalanan Mekke Savunma Anlaşması'na Mısır'ın da dahil olma ihtimali, Kızıldeniz’de kurulacak deniz güvenliği koalisyonuna katkı açıklaması birbiri ardına geldi. Belli ki Türkiye artık yalnızca bölgesel krizleri yöneten veya tehditleri sınırlarının dışında tutmaya çalışan bir aktör olmaktan çıkıp şekillenmeye başlayan yeni Ortadoğu düzeninde "oyun kurucu" rolünü üstlenmeye çalışıyor.
Mekke Anlaşması: Yeni yönelimin kilometre taşı
Mekke Savunma Anlaşması Türkiye'nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki dış politika dönüşümünün en önemli kilit taşlarından birini oluşturuyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan anlaşma, ortak savunma mekanizmaları, düzenli askeri tatbikatlar, savunma sanayii iş birlikleri ve siyasi koordinasyon yapıları öngörüyor. Her ne kadar taraflar anlaşmanın herhangi bir ülkeye karşı olmadığını vurgulasa da, verilen mesajların ayrıntılarına bakıldığında Ortadoğu'da bir "cephe" kurulduğu ortada.
Libya’da tarihi politika değişimi
Türkiye’nin yeni stratejisinin en dikkat çekici ayaklarından biri Libya’da görülüyor.
Ankara uzun yıllardır Trablus merkezli hükümetin en güçlü destekçilerinden biri olarak hareket etti. Son iki yıldır yaşanan gelişmeler ise, Türkiye’nin Libya politikasında önemli bir dönüşüme işaret ediyor. Dışişleri Bakanı Fidan’ın Bingazi’de Halife Hafter ile gerçekleştirdiği görüşmenin sadece sembolik değil, stratejik bir anlamı da var;
Türkiye artık yalnızca Batı Libya’daki dengelerle ilgilenen bir aktör olmak istemiyor. Bunun yerine ülkenin doğusu ve batısıyla aynı anda temas kurabilen, her iki taraf üzerinde de etkisi bulunan bir güç konumuna yükselmeye çalışıyor.
Bu yaklaşımın arkasında enerji güvenliği, deniz yetki alanları, düzensiz göç rotaları ve Doğu Akdeniz’deki güç dengeleri gibi birçok faktör bulunuyor.
Mısır yakınlaşmasının önemi
Ankara’nın........
