menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye, çok ciddi borsa usulsüzlükleri ve sahtekarlıkları yaşadı

56 0
21.10.2026

TÜRKİYE Sınai Kalkınma Bankası’na (TSKB) ait Yatırım Finansman Menkul Değerler A.Ş.’nin 50’nci kuruluş yıldönümü töreni sonrası konuklara şirketin 50 yıllık öyküsünü içeren “Yarım Asırlık İmza” kitabı hediye edildi.

Hakan Güldağ’ın önderliğindeki Nasıl Bir Ekonomi ekibinin hazırladığı kitapta Türkiye İş Bankası eski Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı, TSKB eski Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince’nin anlattıkları, yakın tarihten örneklerle ortaya koyduğu görüşleri dikkatimi çekti.

İş Bankası’nı temsilen Yatırım Finansman Yönetim Kurulu Üyeliği de yapmış olan Ersin Özince, söze finans piyasalarının ve borsanın gerekliliğinden girdi:

-          Unutmamak gerekir ki “ulusal devlet” tanımı oldukça ulusal ekonomi ve ulusal sermaye piyasası da olmalıdır. Ulusal mal borsamızın da olması gerekir.

Bu endişelerin tamamının Cumhuriyetimizin Kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün olduğunu vurguladı:

-          Çünkü, Atatürk, “Siyasi bağımsızlık, ekonomi bağımsız olmadan olmaz” diyordu. Dolayısıyla sermaye piyasası işleri sadece zarardan, kârdan, başarılı operasyonlardan ibaret değildir. Sermaye soluklu bir piyasa gerektirir.

Finans işlerine kısa vade ile bakmayan kuruluşlara ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi:

-          Yatırım Finansman’ın bu kimliği kendisine yakıştırması kadar hakkı olan bir konu yoktur. Çünkü, misyonunu Atatürk’ün “ekonomik bağımsızlık” görüşünden alır. TSKB de aynıdır, İş Bankası Grubu’ndaki sigorta şirketleri de aynıdır. Hepsi Cumhuriyet kurumudur.

Özince, Türkiye’nin özellikle İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nın (şimdiki adı Borsa İstanbul) kurulmasından sonra defalarca güven krizlerine uğradığını anımsattı:

-          Güven krizleri bankacılık alanında da sermaye piyasası alanında da oldu. Türkiye, çok ciddi borsa usulsüzlükleri, sahtekarlıklar yaşadı.

Bunların sadece devletin gösterdiği denetsel çabalarla önlenemeyeceği üzerinde durdu:

-          Bu, halkın gözünde güven, etik değerlerle bağdaşık bir performanstan, uygulamadan çıkartılabilir. Sermaye sıcak para değildir. Bir işe uzun vadeli sonuç almak için konulan bir paradır. Parayı o kuruluşun performansına bakarak koyarsınız.

Krizlerin, skandalların yalnızca bankacılık piyasasına ait olmadığını vurguladı:

-          Borsa tarihinde de banker skandalları, borsa skandalları çoktur. Bu skandallarda o kurumların yöneticilerinin de sorumluluğu olduğunu düşünürüm.

Özince, halen bankacılık sektörünün de sermaye piyasasının da Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) ile orantılı “yeterli” denebilecek bir boyutunun olmadığını vurguladı:

-          En az bankacılık sektörü kadar önemli olan sermaye piyasası, gayrimenkul piyasası, birkaç kata katlanmalıdır. Sıcak para bekleyerek olmaz, “Gelsin swap imkanı versin” denilerek olmaz.

“Taşıma suyla değirmen dönmez” deyimini kullandı:

-          Kapitalist veya neokapitalist modeli izleyecekseniz bankacılıktan önce sermaye piyasanız olması gerekir. ABD borsalarının dünyadaki borsalara göre boyutunun ve derinliğinin incelenmesini öneririm. Fersah fersah ötededir.

Bunun bir kültür sorunu olduğunu kaydetti:

-          Eğer Türkiye Cumhuriyeti neokapitalist ya da kapitalist modeli terk etmeyecekse- ki farklı bir model önerebilecek bir bilgim de kastım da yok, kimimizin hoşuna gitmese de bu model izlenmek zorunda- o zaman kapital piyasası lazımdır.

Bu noktada konuyu İstanbul Finans Merkezi’ne (İFM) taşıdı:

-          İFM de tamamen buna dönüktü. Dubai’den çok daha başarılı bir finans merkezine, para ve sermaye piyasalarına sahip olmayı ve herkesin bir liman gibi gelip yükünü indireceği, yenisini alacağı, yatırımını yapacağı bir yer olmayı kastediyorduk.

İFM konusunda şu mesajı verdi:

-          İFM, bir itibar, bir uzun vade tanımıdır. Bunun mutlaka başarılması lazım…

“Yarım Asırlık İmza” kitabı, Yatırım Finansman’ın........

© Ekonomim