menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Karbonun ötesinde: Avrupa'da sanayi politikası geri dönüyor

21 0
10.08.2026

Bugün devletler yalnızca üretimi korumaya çalışmıyor. Dönüşümü yönlendirmeye çalışıyor. Temiz teknolojileri destekliyor. Stratejik sektörleri teşvik ediyor. Kritik hammaddelere erişimi güvence altına almaya çalışıyor. Karbon politikalarını da bu dönüşümün bir parçası olarak kullanıyor.

       Avrupa Birliği'nde son haftalarda karbon politikalarıyla ilgili önemli bir düzenleme tartışılıyor.

17 Temmuz’da sunulan bu değişiklik önerisi, ilk bakışta oldukça teknik görünüyor. Oysa asıl hikâye karbon değil. Asıl hikâye, Avrupa'nın devlet ile piyasa arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlamaya başlaması.

Önce meseleyi en basit haliyle anlatalım.

Avrupa Birliği yaklaşık yirmi yıldır Emisyon Ticaret Sistemi'ni (ETS) uyguluyor. Bu sistemde belirli sektörlerde faaliyet gösteren şirketler atmosfere saldıkları karbon için bedel ödüyor. Daha az karbon salan şirketler avantaj kazanırken, daha fazla salanlar ilave emisyon hakkı satın almak zorunda kalıyor.

Ancak sistemin başından beri önemli bir sorun vardı. Avrupa'daki üretici karbon maliyetine katlanırken, aynı ürünü karbon maliyeti olmayan ülkelerde üreten firmalar daha avantajlı hâle gelebiliyordu. Bu durum üretimin Avrupa dışına kaymasına yol açabilirdi. Avrupa Birliği bu riski azaltmak amacıyla Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nı (SKDM) geliştirdi. Amaç, Avrupa'ya ithal edilen ürünlerin de benzer bir karbon maliyetine katlanmasını sağlamaktı.

  AB, "Dönüşüm için yatırım yaparsan seni desteklerim" diyor

Bugün tartışılan değişiklik ilk bakışta ücretsiz emisyon tahsislerinin kaldırılma takvimine ilişkin teknik bir düzenleme gibi görünüyor. Ücretsiz tahsislerin tamamen kaldırılacağı tarihin 2034’ten 2038’e ötelenmesi gündemde.

Ama satır aralarına bakıldığında çok daha önemli bir değişim dikkat çekiyor. Eskiden ücretsiz tahsisler büyük ölçüde Avrupa sanayisinin rekabet gücünü korumak amacıyla veriliyordu. Yeni öneride ise bu tahsislerden tam olarak yararlanabilmek için şirketlerin karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik yatırım yaptıklarını göstermeleri bekleniyor.

Başka bir ifadeyle Avrupa Birliği artık yalnızca, "Kirletiyorsan bedelini öde" demiyor. Şunu da söylüyor: "Dönüşüm için yatırım yaparsan seni desteklerim."

İşte asıl haber burada.

Bu değişiklik neden önemli?

Çünkü bu düzenleme yalnızca karbon politikasını değiştirmiyor.

Devlet ile piyasa arasındaki ilişkinin nasıl kurulacağına dair anlayışın da değiştiğini gösteriyor.

Bunu anlayabilmek için epeyce geriye gitmek gerekiyor.

Otuz yıl boyunca hâkim düşünce neydi?

1989 yılında iktisatçı John Williamson'ın Washington Uzlaşısı adını verdiği yaklaşım, uzun yıllar ekonomi politikalarına yön verdi.

Temel........

© Ekonomim