menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Babanız haklıydı

49 0
04.09.2026

Babanızın asıl yeteneği fabrika kurmak değildi. Kıtlığı okumaktı. Kapasitenin kıt olduğu yerde kapasite kurdu. Onu zengin eden makine değil, zamanlamaydı. Bugün de kıtlıklar var. Ama başka yerlerde. Söz verdiği gün teslim eden şirket hâlâ az. Hata yaptığında ortadan kaybolmayan tedarikçi az.

İkinci neslin devraldığı en tehlikeli şey fabrika olmayabilir. Soru seti olabilir. Kırk yıl boyunca doğru cevap üretmiş sorular. Ne kuracağız? Rakibin makinesi kaç ton işliyor? Teşvik var mı? Bu sorular kötü değildi. Zamanları geçti. Bugün yatırım kararı öncesinde iki soru beni daha çok ilgilendiriyor.

İş İnsanı-Yazar Hilmi GÜVENAL YAZDI

        Türkiye’de girişimcilik hayali uzun yıllar boyunca tek bir cümleyle anlatıldı: “İş adamı olacağım.”

Amerika’da aynı yere başka bir cümle konuyor: “I want to change the world.”

Kulağa biraz şişirilmiş geliyor. Çoğu zaman öyledir de, çünkü Silikon Vadisi’nde o cümle bir hayalden çok fon toplama aracıdır. Yine de ikisi arasındaki fark ilginç. Birinde yapılacak bir iş var. Diğerinde olunacak bir insan.

Ben uzun süre buradaki meselenin hayal gücü olduğunu düşündüm. Rakamlara bakınca mesele o değilmiş. Küresel Girişimcilik Monitörü’nün Türkiye ölçümünde, beş yıl içinde en az yirmi kişi istihdam etmeyi bekleyen girişimcilerin oranı yüzde 38 çıkmış. Avrupa’nın en yükseği. Başarısızlık korkumuz da kıtanın en düşükleri arasındaymış.

Hayal eksik değil. Cesaret hiç değil. Fark başka yerde.

“Dünyayı değiştirecek bir fikrim var” bir “yapmak” cümlesi. Nesnesi var. Neyi değiştireceksin? Bugün zor olan neyi kolaylaştıracaksın? Cevap vermek zorundasınız ve verdiğiniz cevap sınanabilir. Müşteri gelmeyebilir. Rakip daha iyisini yapabilir.

“İş adamı olacağım” bir “olmak” cümlesi. Nesnesi yok. Sınanacak bir şey bırakmıyor. Sadece bir kanıt istiyor. Bizde o kanıt fiziksel. Fabrika, tesis, dükkân, kartvizit. Problemle başlayan bir girişimci bazı soruları sormak zorunda: - Rakibimin müşterisi ucuzluk dışında neden bana gelsin?

- Bu yatırım maliyetimi rakiplerime göre gerçekten düşürüyor mu?

Elinde bir iddia var ve iddia ispat istiyor.

Kimlikle başlayanın sorusu daha kolay: Ne alacağım?

Birinci nesil haklıydı. Türkiye’nin sanayileştiği yıllarda kapasite kıttı. Talep vardı, mal yoktu. Finansman fikre değil, makineye gidiyordu. Böyle bir ekonomide görünür bir varlık satın almak son derece rasyonel bir davranıştı.

Fabrikayı kuruyordunuz. Doluyordu. Yeni kapasite yalnızca girişimcinin servetini büyütmüyordu, piyasadaki gerçek bir kıtlığı da ortadan kaldırıyordu. O dönemde olmak ile yapmak birbirinden ayrılmamıştı. Babanız “dünyayı........

© Ekonomim