menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kıbrıs, yeni Dubai olabilir mi?

20 0
15.04.2026

İran savaşı, Körfez’deki kırılgan dengeyi sarsarken ve Dubai’nin güvenli liman imajını aşındırırken Kıbrıs, hem bölgenin değişen güvenlik mimarisinde hem de finansal bir merkez olma potansiyeliyle öne çıkan stratejik bir alternatif haline geliyor.

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, yaklaşık altı hafta önce, 28 Şubat’ta İran’a saldırdı. İran’ın karşılığı büyük ölçüde Basra Körfezi’nde oldu. 30 Mart itibarıyla İran’ın füze ve İHA saldırılarının yaklaşık yüzde 20’si İsrail’e, yüzde 43’ü ise Birleşik Arap Emirlikleri’ne yönelikti.

Bu savaş, bölgemizde kalıcı etkiler yaratacak üç önemli dönüşümün zeminini şimdiden hazırlıyor. Bu dönüşümlerin her biri, birkaç ay öncesine kadar spekülatif görülebilecek bir soruya işaret ediyor: Dubai’nin cazibesi zayıflarken Kıbrıs, alternatif bir çekim merkezi haline gelebilir mi?

Dubai illüzyonunun aşınması

Dubai uzun yıllar boyunca kendisini, çevresindeki dalgalanmalardan etkilenmeyen, adeta bulutların üzerinde bir şehir olarak konumlandırdı. Ancak bu imaj artık temelden sarsılmış durumda. Stratejik açıdan bakıldığında Dubai, İran savaşının ilk kaybedeni olarak değerlendirilebilir.

Orayı yakından tanıyan herkes, bu imajın ne kadar dikkatle inşa edildiğini bilir. Parlak yüzeylerin ardında daha kırılgan bir gerçekliğin gizlendiği bir şehir. İşte o hassas denge artık bozuldu ve eski haliyle yeniden kurulması pek mümkün görünmüyor.

“Oraya milyarlarca dolarlık yatırım yapıldı” diyenler oluyor. Ancak bugün bu varlıkları klasik anlamda yatırım olarak görmek zor. Bunlar artık jeopolitik risklere açık, askeri terminolojiyle ifade edersek “yan hasar” riski taşıyan varlıklar haline gelmiş durumda.

İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki trafiği aksatmasının ardından birçok kişi Dubai’nin ne kadar kırılgan bir coğrafyada bulunduğunu daha net fark etti. Dubai, Körfez’in içinde, dünyanın en tartışmalı deniz geçitlerinden birine son derece yakın bir konumda yer alıyor. Bu savaştan sonra Hürmüz’de İran’ın rolünü kontrollü biçimde tanıyan bir çerçeve olmadan kalıcı bir istikrar sağlanması zor görünüyor.

Ne var ki bu tür dönüşümler bir anda gerçekleşmez. Önce sıcak çatışma yerini düşük yoğunluklu, “fokurdayan” bir gerilime bırakır. Bu dönem yıllarca, hatta bir on yıl sürebilir. Sonrasında ise yeni bir donmuş ihtilaf ortaya........

© Ekonomim