Küresel finans piyasalarının görünmez eli ve patronu
Finans piyasalarının işi parayla ve fonlarla. Dolayısıyla ekonominin içinde olanların ve finans sektöründe işlem yapanların en yakından izlediği verilerden birisi, iş yaptıkları bu paranın fiyatı ve miktarı oluyor. Elbette dünyada 200 civarında ülke var ve bunların çoğunluğu kendi paralarını çıkararak ekonomi ve finans piyasalarına fiyat ve miktar bilgisini veriyor. Bununla birlikte, küresel ekonomide ticarette ve yatırımlarda ağırlığı olan başta ABD doları olmak üzere euro, sterlin ve yen gibi paraların fiyatı ve miktarı, küresel piyasalar için doğal olarak en önemli takip edilen veriler arasında yer alıyor.
Bu çerçevede, rezerv paraya sahip ülkelerin merkez bankalarının atacağı adımlar son derece önemli. İçinde bulunduğumuz dönemde de merkez bankaları yine daha aktif olmaya başladı ve genel olarak para politikasının sıkılaşma eğiliminde olduğu bir dönemde bulunuyoruz. Bununla birlikte, merkez bankalarının zaman zaman piyasa dinamikleri tarafından çok ciddi biçimde yönlendirildiğini de görüyoruz. Bunun başında bono ve tahvil piyasaları geliyor.
Tahvil piyasalarından merkez bankalarına mesaj var
İçinde bulunduğumuz dönemde, başta ABD olmak üzere kamu borcu çok yüksek olan İngiltere ve Japonya gibi ülkelerde ve genel olarak birçok ekonomide bono ve tahvil faizlerinde hızlı yükselişler izliyoruz. ABD 10 yıllık tahvil faizleri yüzde 4,70 seviyesinde bulunurken, 30 yıllık tahvil faizleri yüzde 5,30’lara gelmiş durumda. Bu rakamlar, son 20-25 yılın ve küresel finansal krizden bu yana görülen en yüksek seviyeleri arasında bulunuyor. Japonya, Kanada ve Almanya’da da uzun yılların en yüksek uzun vadeli tahvil faizlerine ulaşılmış durumda.
ABD, 40 trilyon dolara yaklaşan borcunu çevirmek için 1 trilyon doların üzerinde faiz ödüyor.........
