Şok şok şok… mu acaba?
Yerküre yangın yeri. Ataol Behramoğlu’nun “Yaşamak görevdir bu yangın yerinde” dediği günlerdeyiz. O görevin bir parçası da memleket halleri üzerine kafa yormaktır diye düşünerek, enflasyon ve para politikasını bu aralar çok moda olan “Petrol şoku” üzerinden ele almak istiyorum.
Yazıyı aslında geçen hafta yazmış ve “Jeopolitik gerilim azalır, Hürmüz Boğazı açılır, petrol 70 dolar seviyesine düşerse, enflasyon görünümü de 27 Şubat öncesine döner mi?” diye sormuştum. Benim bu soruya yanıtım o gün de bugün de hayır.
Lakin bir haftada öyle şeyler yaşadık ki, kimsenin 27 Şubat öncesi fiyatlamaya dönülmesini beklediğini zannetmiyorum. Bu da tabii akıllara TCMB’nin son Para Politikası Kurulu açıklamasında bahsettiği “kalıcı bozulma” şartını getiriyor. TCMB’nin bu şartı literatürle uyumlu: Ekonominin üretim kapasitesinin belli olduğu bir çerçevede, tek seferlik arz şokları maliyetleri değiştirir ama enflasyonist etki sınırlı ve kısa süreli olur. Yani petrol fiyatlarındaki yükseliş tek seferlikse (bu varsayım önemli) yönetilebilir.
Arz şoku deyince örnek olarak en sık kullanılan varlık petrol ve güncel durumla da uyumlu. O halde gelin birinci grafikte, petrol........
