menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NATO’nun iklim açmazı

20 0
09.07.2026

Türkiye, NATO Zirvesi’nin, ardından COP31’e ev sahipliği yapacak. İki zirvenin gündemi beklenmedik biçimde birbirine yaklaşıyor. İklim değişikliği sadece çevre politikalarının değil, savunma stratejilerinin de merkezinde. NATO’nun 2050 net sıfır hedefi ile savunma harcamalarını artırma kararı arasında giderek büyüyen bir gerilim hakim.

Türkiye, NATO Zirvesi’nin, ardından BM İklim Değişikliği Zirvesi COP31’e de ev sahipliği yapacak. Yani savunma ve iklim diplomasisinin en önemli iki küresel buluşması aynı yıl içinde Türkiye’de gerçekleşmiş olacak. Kadir Has Üniversitesi’nde iklim güvenliği üzerine çalışan Sezen Kaya Sönmez’e göre, bu iki zirveyi birbirine bağlayan en kritik kavram “iklim güvenliği.” Küresel boyutta yaşanan sıcaklık artışları, kuraklık, orman yangınları, su stresi, gıda güvenliği doğayı olduğu kadar, devletlerin güvenlik mimarisini de zorluyor. Aşırı sıcaklar askeri operasyonları durdurabiliyor. Orman yangınları kritik altyapıyı tehdit ediyor. Kuraklık gıda güvenliğini, su krizi toplumsal istikrarı, fosil yakıt bağımlılığı ise enerji güvenliğini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle savunma konuşmak yalnızca tank, uçak ya da bütçe konuşmak anlamına gelmiyor, aynı zamanda iklimi konuşmak anlamına da geliyor. Türkiye açısından bu bağlantı bu yıl çok daha görünür hale geliyor. Kaya Sönmez’in altını çizdiği gibi, iklim değişikliği Ankara’daki NATO Zirvesi’nin resmi gündeminde yer almasa da aslında savunma yatırımlarından askeri kapasiteye, Ukrayna’ya destekten enerji güvenliğine kadar bütün başlıkların altında hissedilen sistemik bir risk haline gelmiş durumda.

NATO, iklim gerçeğinin farkında

NATO da bu gerçeği uzun süredir görüyor. 1991 Strateji Belgesi’nde çevre sorunları olası bir istikrarsızlık kaynağı olarak yer almıştı. 2010 Strateji Belgesi’nde iklim değişikliği ile güvenlik ilişkisi daha doğrudan kuruldu. 2014’te Yeşil Savunma Çerçevesi ile NATO faaliyetlerinin çevresel etkileri kabul edildi. Asıl kurumsal kırılma ise 2021........

© Ekonomim