Pillar Two ve küresel asgari kurumlar vergisinde %15’lik Gambit –II-
Yazımızın ilk bölümünde “Pillar Two’nun GloBE (Global Anti-Base Erosion Rules) kuralları ve ’lik asgari efektif vergi eşiği, yalnızca çok uluslu işletmelerin vergilendirilmesini değil, küresel ölçekte vergileme hakkının dağılımını da etkiliyor mu ve buna teşvikler nasıl perspektif sunuyor?” sorularına cevap bulmaya çalışmıştık, bugün konunun Türkiye perspektifi ile karşınızdayız…
Türkiye uygulaması: Yerel vergileme hakkı, yatırım teşvikleri ve mevzuatın bu çerçevede okunması;
7524 sayılı Kanun ve Türk hukukunda küresel asgari vergi;
7524 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 37 ila 49'uncu maddeleriyle 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'na yerel ve küresel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisine ilişkin hükümler eklenmiştir. Düzenlemeler 2 Ağustos 2024 tarihinde yürürlüğe girmiş ve 2024 yılı ile izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlara ilişkin uygulama alanı bulacak şekilde hükme bağlanmıştır. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan Yerel ve Küresel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisi Uygulama Genel Tebliği ise 26 Aralık 2025 tarihli ve 33119 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak sistemin kapsamı, hesaplama yöntemi, istisnaları, mükellefiyeti ve uygulama esaslarına ilişkin açıklamalar getirilmiştir.
5520 sayılı Kanun'un ek 1'inci maddesi, nihai ana işletmesinin konsolide finansal tablolarındaki yıllık hasılatı, gelirin raporlandığı hesap döneminden önceki dört hesap döneminin en az ikisinde 750 milyon avro karşılığı Türk lirası sınırını aşan çok uluslu işletme gruplarının bağlı işletmelerini düzenlemenin kapsamına almaktadır. Kanun'un ek 6'ncı maddesinde küresel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisi oranı yüzde 15 olarak belirlenmiş, ilgili ülkesel bazlı kazanç, kapsanan vergiler ve maddi ekonomik faaliyet indirimi çerçevesinde tamamlayıcı verginin hesaplanmasına yönelik esaslar düzenlenmiştir.
Bu düzenlemenin Türk hukukuna aktarılması, Türkiye'de yerleşik bağlı işletmelerin kazançları üzerinden yerel tamamlayıcı vergi alınabilmesinin yanı sıra, belirli koşullarda Türkiye'de yerleşik ana işletmelerin diğer ülkelerde bulunan bağlı işletmelerin kazançları bakımından IIR kapsamında vergileme yükümlülüğüyle karşılaşabilmesini de mümkün kılmaktadır. Bu yönüyle Türk mevzuatı, uluslararası asgari vergi sisteminin hem yerel vergi tabanını korumaya hem de Türkiye'deki ana işletmelerin uluslararası gruplar içerisindeki konumuna ilişkin mekanizmalarını içermektedir.
Ancak Türkiye'nin iç hukuk düzenlemesinin varlığı, tek başına bütün çok uluslu gruplar bakımından aynı vergi sonucunu doğurmayacaktır. Grup hasılat eşiğinin karşılanması, işletmenin kapsam dahilinde bulunması, ilgili hesap dönemindeki kazanç ve vergi hesaplamaları, muafiyetler, güvenli limanlar ve uluslararası uygulama koşulları da aynı perspektifle ayrı ayrı incelenmelidir.
Yerel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisinin işlevi;
Yerel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisi, küresel asgari vergi mimarisi bakımından Türkiye'nin kendi ülkesinde oluşan ve GloBE kurallarına göre düşük vergilendirilmiş sayılabilen kazançlar üzerinde vergi tahsil edebilmesine imkân veren temel mekanizmadır. Kanun'un ek 9'uncu maddesi, kapsam dahilindeki çok uluslu işletme gruplarına bağlı ve Türkiye'de yerleşik işletmeler ile iş ortaklıklarını yerel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisinin mükellefleri arasında düzenlemektedir.
Burada iki husus özellikle önemlidir:
Birincisi, yerel tamamlayıcı vergi, klasik kurumlar vergisinin yalnızca oranı yükseltilmiş bir biçimi olarak değerlendirilmemelidir. Hesaplama sistemi, GloBE kuralları çerçevesinde belirlenen ülkesel kazanç ve kapsanan vergi tutarları üzerinden işleyecektir. Dolayısıyla ulusal mevzuata göre kurumlar vergisi matrahının belirlenmesiyle GloBE kapsamında etkin vergi oranının hesaplanması, gayet tabii farklı hukuki ve muhasebesel adımları gerektirebilecektir.
İkincisi, yerel tamamlayıcı verginin varlığı, Türkiye'nin ilgili kazanç üzerindeki vergileme hakkını koruma bakımından önem taşısa da, bu mekanizmanın yatırım teşvikleriyle ilişkisi otomatik bir sonuç üzerinden değerlendirilemez. Bir teşvik, ulusal kurumlar vergisi yükünü düşürebilir; ancak tamamlayıcı verginin doğup doğmayacağı ve tutarı, GloBE hesaplamasına ve ilgili düzenlemelere bağlıdır.
Bu nedenle Türkiye açısından asıl analiz, yerel tamamlayıcı verginin hangi durumlarda devreye girdiğini açıklamakla sınırlı kalmamalı ve yatırım teşviklerinin bu sistemle birlikte uygulandığında yatırımcıya sağladığı net faydayı ve ülkenin mali çıkarlarını nasıl etkilediğini de ortaya koymalıdır.
Yerel asgari vergi ile küresel asgari tamamlayıcı verginin birbirinden ayrılması;
Türkiye'de konuya ilişkin tartışmalarda, yurt içi asgari kurumlar vergisi ile küresel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisinin aynı düzenleme veya aynı hesaplama sistemi olduğu varsayımından da kesinlikle kaçınılmalıdır. Şöyle ki;
Yurt içi asgari kurumlar vergisi, genel olarak 5520 sayılı Kanun'un 32/C maddesinde düzenlenen ve belirli istisna ve indirimlerin dikkate alınmasıyla kurumlar vergisi beyannamesinde hesaplanan vergiye ilişkin bir mekanizmadır. Küresel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisi ise aynı Kanun'un ek maddeleriyle düzenlenen, belirli büyüklükteki çok uluslu işletme gruplarının GloBE kurallarına göre hesaplanan etkin vergi oranına odaklanan farklı bir rejimdir.
Bu iki sistemin oranları, kapsamları, matrahları ve amaçları aynı değildir. Bu nedenle Türkiye'nin yatırım teşviklerinin küresel asgari vergi karşısındaki etkisi incelenirken, yurt içi asgari kurumlar vergisine ilişkin hesaplama ile GloBE kapsamında yapılan hesaplama birbirine karıştırılmamalıdır.
Ayrıca, bir teşvikin yurt içi asgari kurumlar vergisi bakımından matraha etkisi veya belirli indirimler açısından sınırlamaya tabi olması, aynı teşvikin GloBE kapsamında otomatik olarak aynı tutarda tamamlayıcı vergi yaratacağı anlamına gelmeyecektir elbette... Hal böyleyken açıktır ki, her rejim kendi kanuni hükümleri ve hesaplama kuralları çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Yatırım teşvikleri bakımından Türkiye'nin karşı karşıya olduğu temel mesele;
Türkiye'nin yatırım teşvik politikası, yalnızca kurumlar vergisi oranı veya vergi indiriminin büyüklüğü üzerinden değerlendirildiğinde, küresel asgari verginin ekonomik etkisini açıklamakta yetersiz kalabilir. Çünkü yatırımcının kararını etkileyen toplam maliyet, kurumlar vergisinin yanı sıra finansman maliyeti, enerji fiyatları, iş gücü maliyetleri, lojistik altyapı, idari süreçler ve hukuk güvenliği gibi unsurlardan oluşmaktadır.
Küresel asgari vergi, özellikle kapsam dahilindeki çok uluslu gruplar bakımından, salt kazanç üzerinden sağlanan vergi........
