New York’ta iklimin yeni dili
Geçen hafta New York’ta iklim konuşuldu. Ama bu kez konuşmalar alışılagelen çerçevenin dışına taştı. Enerji ve elektrifikasyon, finans ve temiz büyüme, sanayi ve tedarik zincirleri, teknoloji ve yapay zekâ, şehirler, ulaşım, doğa… Ortak kelime ise “uygulama” idi. Kasım ayında COP31’e ev sahipliği yapacak Türkiye açısından New York, Antalya’dan önceki en büyük sahnelerden birine dönüştü.
Türkiye, New York’ta yalnızca “COP31’e bekliyoruz” mesajı vermedi. COP31 Başkanı Murat Kurum, ilk kez Haziran'da Bonn'da çerçevesini çizdiği Eylem Gündemi'ni Birleşmiş Milletler'de ayrıntılarıyla, uygulama araçlarıyla birlikte açıkladı. Gündem 10 öncelikli tema, 6 küresel hedef, 11 girişim ve 13 destekleyici çıktı üzerine kurulu. Temalar sıfır atık ve metandan temiz enerji ve elektrifikasyona, gıda güvenliğinden yeşil sanayileşmeye, okyanuslardan dirençli şehirlere, sağlıktan gençliğin katılımına kadar uzanıyor.
Üstelik bu başlıklar rakamlarla birlikte ortaya kondu;
- 2035’e kadar elektriğin küresel nihai enerji tüketimindeki payını yüzde 35’e çıkarmak,
- Binalarda enerji kullanım yoğunluğunu en az yüzde 25 azaltmak,
- Küresel döngüsel malzeme kullanım oranını en az yüzde 15’e yükseltmek.
- Belediye atıklarındaki öngörülen artışın yarısını önlemek,
COP31 Başkanlığı’na göre bunların toplam emisyon azaltma potansiyeli 2035’e kadar 8,5–10 milyar ton CO₂ düzeyinde.
Böyle bakınca “Uygulama COP’u” ifadesi daha da ete kemiğe bürünüyor.
35’e 35: Türkiye’nin dünyaya önerdiği hedef
Gündemin merkezinde elektrifikasyon var. Türkiye ve Avustralya’nın talebiyle Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) hazırladığı özel çalışma, dünyada elektriğin nihai enerji tüketimindeki payının bugün yaklaşık yüzde 23 olduğunu hesaplıyor. Mevcut ve ekonomik olarak uygulanabilir teknolojilerin daha hızlı devreye alınması halinde bu oran 2035’te yüzde 33’e ulaşabilir. Yani Türkiye’nin önerdiği yüzde 35 hedefi, IEA’nın ifadesiyle, “erişilebilir mesafede.”
Burada elektrifikasyonun iklim politikasının ötesine geçen yeni anlamı da kritik. Elektrikli araçlar, ısı pompaları, elektrikli sanayi süreçleri, yenilenebilir enerji, depolama ve şebeke yatırımları aynı anda enerji ithalatını azaltabiliyor, verimliliği artırabiliyor ve emisyonları düşürebiliyor. IEA'nın hesabına göre yüzde 35 hedefine ulaşılırsa, enerji ithal eden ülkelerin yakıt faturası 2035'te yılda yaklaşık 400 milyar dolar azalıyor. Orta Doğu'daki kriz nedeniyle yükselen fiyatlarda bu tasarruf 500 milyar doları aşıyor. Enerjisinin büyük kısmını ithal eden Türkiye için bu rakamın anlamı açık.
Nitekim New York'ta IEA ve COP31 Başkanlığı'nın düzenlediği, Üst Düzey Enerji Dönüşümü Diyaloğu'nda mesele yalnız iklim üzerinden değil, enerji güvenliği ve rekabet gücü üzerinden tartışıldı. Masadaki başlıklar şebekelerin ve depolamanın hızla büyütülmesi ile gelişmekte olan ekonomilerin finansmana erişimiydi.
COP31, Türkiye'nin kendi enerji vizyonu için de bir vitrin olacak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, COP31 sürecinde Türkiye'nin bu alandaki vizyonunu ve somut hedeflerini ortaya koyacaklarını söylüyor. Dünyaya önerilen yüzde 35'lik elektrifikasyon hedefinin Türkiye'nin kendi enerji planına nasıl yansıyacağı, “Uygulama COP'u” olmanın ilk sınavlarından biri olacak.
New York’ta Türkiye’nin öne çıkardığı ikinci alan yapay zekâ oldu. COP31 Başkanlığı, “Antalya Yapay Zekâ Taahhüdü” ile yapay zekânın iklim üzerindeki etkisini COP gündemine taşımaya hazırlanıyor. Buna “AI for Clean Tech” girişimi de eşlik ediyor. Amaç bir taraftan yapay zekâyı iklim çözümlerinde kullanırken diğer taraftan teknolojinin kendi enerji ve kaynak ayak izini görünür hale getirmek.
Bu başlık önümüzdeki yılların en önemli çelişkilerinden birine dokunuyor. Yapay zekâdan enerji sistemlerini optimize etmesini, şebekeleri yönetmesini, yeni malzemeler bulmasını ve iklim modellerini geliştirmesini bekliyoruz. Aynı yapay zekâyı çalıştıran veri merkezleri ise giderek daha fazla elektrik ve altyapı talep ediyor.
Yani artık yalnızca “Yapay zekâ iklim için ne yapabilir?” sorusu yok. Bir de “Yapay zekânın kendisini nasıl karbonsuzlaştıracağız?” sorusu var. Antalya bu iki soruyu aynı........
