menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Felsefenin “-e Göre” Şiiri

29 0
24.04.2026

Felsefe nedir? Bir düşünme etkinliği midir, yoksa düşünülmüş olanın ifade edildiği bir alıntılamalar sıralaması mıdır? Bu soru felsefeyle kurulan ilişkinin yönünün belirlenmesinde önem arz eden bir sorudur. Çünkü felsefe bir yandan sorgulama ve soru sorma cesareti olarak açığa çıkarken diğer yandan düşünülmüş olanı, “düşünceleri” aktarma ve tekrar etme riskini de bünyesinde barındırmaktadır. Bugün felsefeyle kurulan ilişkiye bakıldığında düşünme etkinliğinin ve soru sorma cesaretinin giderek geri plana itildiği söylenebilir. Felsefi bir metnin çoğunlukla bir düşüncenin aksine bir referansa göre yazıldığı, bir referansla başladığı görülmektedir. Aktarımın güvenliğine dayalı felsefi bir söylem gerçekleştirilirken o sihirli kelime de kendini göstermektedir: “X’e göre…”.

Eleştirel düşünme ve temellendirmeye karşılık gelen, soru sormanın, merakın, kavramların analizinin bir alanı olan felsefe, bugün neredeyse bir aktarım faaliyetine indirgenmiş durumdadır: “X’ göre Y der ki: Z’nin düşüncesi …”. Burada düşünülmüş olanın en iyi şekilde düzenlenmesine yönelik bir aktarımsal durum söz konusudur. Aslında bu durumun felsefenin temel yönelimine aykırı bir şey olduğunu söylemek mümkündür. Çünkü felsefe bir nevi düşünülmüş, söylenmiş olanın karşısına “yeni”yi sorabilme ve onu düşünebilme etkinliğidir. Fakat “-e göre” ile yapılandırılmış bir ifade genelde düşünmeyi, yeni olanı ve soru sormayı askıya almaktadır. Bu yapıda aktarım risksiz ve güvenli bir konuma yerleştirilir. Bu konumda düşüncenin yanlış olma durumu, yanılma payı ve bunları takiben dışlanma ihtimali de ortadan kalkmış olur. Burada söz konusu olan “nasıl düşünmeliyim”den ziyade “nasıl en iyi şekilde aktarabilirim” kaygısıdır. Bunun için de genellikle bir eyleme değil, bir ezbere ihtiyaç duyulmaktadır. Böylece “-e göre” neredeyse felsefenin ezberlenmesi zorunlu bir şiiri haline gelmektedir.

Felsefeye yönelik eğitim de çoğunlukla bu ezber çemberinde dönmektedir. Bu çemberde filozoflar tarihsel olarak ele alınır ve düşünceleri kategorilere ayrılarak sistemleştirilir. Fakat felsefe eğitiminin hapsolduğu bu çemberde felsefenin bir “-e göre” olmayıp “neden?”, “nedir?” sorularıyla başladığı gözden kaçırılabilmektedir. Bugün bu soruların yerini “kim?” sorusunun aldığı söylenebilir. En sıradan felsefi bir sohbette dahi “X’e göre” ifadesi bir can simidi olarak kendini gösterir. Arkadaşlarla yapılan bir tartışmada dile getirilen düşünce karşı taraftan gelen küçük bir yargılama sonrasında “ben değil, X’e göre bu böyle” savunusuna dönüşür. Burada düşüncelerin tartışması yerini düşünürlerin tartışmasına bırakır. Nitekim “ben böyle düşünüyorum” iddiasının arkasından gelmesi gereken cesaret ve düşünsel süreç başlamadan son bulmaktadır. Düşünmek yerine düşüncelere gidilir, sormak yerine en doğru aktarımlar aranır ve felsefe bir düşünme etkinliği olmaktan çıkarak alıntılar sıralamasına dönüşür.

Aslında “-e göre”nin işlevi bir ifade biçimi olarak düşünceye referans olmak, düşünmeyi destekleyici yollar sunmaktır.........

© Ek Dergi