Doğanın Kanı, Şairin Mürekkebi: Kökler ve Kemikler
“Al götür şimdi, vahşet görüntüsünü
çağın ışıltılı yüzüne fırlat!” (s. 25)
Günümüz şairlerinden Arife Kalender’in Kökler ve Kemikler adlı şiir kitabı Papirüs Yayınevi tarafından Nisan 2026’da yayımlandı. Tenden Gömlek ve önceki kitaplarında sürdürdüğü toplumsal cinsiyet temelli tepkisini geliştirip ekolojik krize daha geniş yer açıyor Arife Kalender. Serbest şiirin yanı sıra haikuya yaklaşan şiir bölümleri ve beyit nazım birimiyle yazılmış şiirlere yer veriliyor. İnsan-doğa ilişkisindeki tahribat, ekolojik kriz, kadın ve çocuk hassasiyetinin ön plana çıkarıldığı savaş karşıtı duruş, anti kapitalizm, kollektif mücadele ve “biz” öznesinin önemi kitabın inşasında kolon niteliğindeki temel taşıyıcıları oluşturuyor.
“sen yanarsın, onlar yanar, yama tutmaz yaramız
Biziz biz! zulüm ateşine çare su
Bana sesini gönder çiçekli olsun” (s. 8)
İnsanın/uygarlığın içinde bulunduğu anomalinin en önemli nedenleri; emperyalist aşamaya geçen kapitalizmin kâr hırsı uğruna doğayı sömürmesi, doğal alanları maden sahalarına ve imara açması, betonlaşmayı medeniyet diye sunduğu kent düzeni, eşitsiz paylaşımın yanı sıra yığınları kente hapsetmesi sayılabilir. Sınıf çelişkisinin ortaya çıkardığı derin yoksulluğa insanın doğadan soyutlanması eklenince yatay bir huzursuzluk topluma yayılıyor. Bu bağlamda Arife Kalender’in dizeleri doğayla söyleşmeye (teşhis ve intak sanatına başvurarak), doğanın bir canlı olarak ruha sahip olduğuna, savaşların sadece insanları ve yerleşim birimlerini değil doğayı da vurduğunu hatırlatıyor. Kitaba adını veren ilk şiirde öznenin iki farklı zaman dilimindeki deneyimini/anısını içeriyor: İlki, öznenin çocukluk yıllarında bir dozerin mezarlığa girip kemikleri dışarı çıkarması; ikincisi öznenin yetişkinlik döneminde Kaz Dağları’nın dozer ve iş makineleriyle tahrip edilmesidir. Dozer ve iş makineleri, kapitalizmin kâr hırsı uğruna doğayı yıkıma uğratmasının sembolleridir. Mezardan çıkan kemikler ile kesilen ağaçlardan geriye kalan kökler özdeştir. Kentlerde neredeyse tek yeşil alan olarak mezarlıkların kalması ayrı bir ironi oluşturur. Özne için aradan geçen yıllara rağmen değişmeyen tek şey kapitalist düzendir; hatta sömürünün kazandığı ivmeye bağlı şekilde sofralara kadar zehirli gıdalar girmiştir. Bu noktada eleştiri-tepki (satirik) ile yönlendirme (didaktik) iç içe geçmek........
