menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

4+4+4 pranga mı, güvence mi?

256 0
12.03.2026

12 yıllık zorunlu temel eğitim de tıpkı 8 yıllık kesintisiz eğitim gibi ilk günden bugüne tartışılıyor. Sorun sürede mi yoksa uygulama biçiminde mi? Daha da önemlisi gençler için bir ayak bağı mı yoksa ucuz işçiliğe, erken evliliğe, zor yaşama karşı bir güvence mi?

Bu konuda yeni bir yol haritası çizerken zamandan çok içeriğe, yönlendirmeye, insan gücü planlamasına, istihdama ve en önemlisi de bireysel ilgi, yetenek, beceri ve hayallere odaklanmak en doğru olanı!

Doğan her çocuğu üniversite önüne yığmakla da kalmayıp hemen hepsini üniversite mezun yapmaya çalışmak, kâğıt üzerinde hoş görünse de uygulama da tam tersi bir sonuç verdi.

Diploma, mesleki eğitim ve okumuşluk hiçbir dönemde bu kadar itibar erozyonuna uğramadı.

Çok olan her şey gibi diplomanın da artık yüzüne bakan yok!

Meslek liselerini kalifiye meslek adamı yetiştiren kurumlar olmaktan uzaklaştırıp üniversiteye öğrenci hazırlayan kurumlar haline getirmenin de dershaneler dışında kime ne yararı oldu? Ülkeye mi, millete mi, öğrencilere mi, ara insan gücü sıkıntısı çeken sektörlere mi yoksa kalifiye iş gücüne mi?Hiç birine desek kesinlikle abartılı olmaz!

Eskiden okuyanlara karşı derin bir saygı vardı, şimdi yüzlerine bakan yok.okuyanlar, “Okudu da ne oldu?” diye adeta aşağılanır hale geldiler. Okuyan okuduğuna pişman oldu. Üniversite başvuruları hızla azalıyor...

Atalarımız “Zararın neresinden dönülürse kardır demiş. Ayrıca “Her şerde bir hayır vardır” diyerek de yaşanılan tecrübelerden ders almamız gerektiğini kafalarımıza kazımış.

İşte tamda bu süreçte yani temel eğitimde yeni arayışına girerken, tüm bu birikimler çerçevesinde öyle bir yol haritası çizmeliyiz ki kaybolan yıllara ağıt yakma yerine gelecek yıllara damga vurmanın onurunu yaşayalım.

Milli Eğitim Bakanlığı arşivleri böylesi destanlarla dolu! Nasıl ki en dün en zor koşullarda bile bunu başardıysak bugün de başarabiliriz.

Bu konuda dünyayı yeniden keşfetmeye da gerek yok!

Dünyanın gidişatı belli, öğrencilerin beklentileri de çok net. Herkese aynı müfredatı dayatmak ise en yanlış olanı.

Çocuklarımızı önce iyi bir insan, iyi bir yurttaş, milli, manevi ve evrensel değerlere, doğaya saygılı bireyler yetiştirmeye öncelik verelim, sonrasında da insangücü planlaması, üretim ve istihdam projeksiyonları çerçevesinde ilgi yetenek, beceri ve hayalleri doğrultusunda doğru yönlendirelim gerisi zaten kendiliğinden gelecektir.

Okula gitmek isteyen öğrenciye okula zorla göndermek nasıl ki yanlışların en büyüğü ise okumak için çırpınanları keşfedilmeyen ve işlenmeyen hazineler olarak heba etmek de bir o kadar yanlıştır!

Eğitim sadece okulda olmaz. Hemen her yer bir eğitim alanıdır. Keşfedilmeyen yetenekler de en büyük israftır.

Eğitime keşke biraz da bu çerçeveden bakabilsek!..


© Eğitim Ajansı