Üretimden tüketime fiyat sarmalı ve 2026 ufku
Türkiye ekonomisinin son beş yılına damga vuran en temel dinamik, hiç kuşkusuz fiyat endekslerindeki hareketlilik ve bu endekslerin birbiriyle olan karmaşık etkileşimi oldu.
TÜİK tarafından paylaşılan Ocak 2026 verileri ve geriye dönük raporlar; Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE), Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) arasındaki ilişkinin, sadece rakamlardan ibaret olmadığını, toplumsal refah ve üretim sürdürülebilirliği üzerinde belirleyici bir rol oynadığını gösteriyor.
Son beş yıla baktığımızda, özellikle 2021 yılının ikinci yarısından itibaren küresel tedarik zinciri kırılmaları ve döviz kuru hareketleriyle tetiklenen maliyet yönlü bir enflasyon baskısının ekonomiyi şekillendirdiğini görüyoruz. 2024 ve 2025 yılları, bu baskının hem mal üretiminde hem de hizmet sektöründe nasıl kökleştiğini anlamak açısından kritik veriler sunmaktadır. 2024 yılı Ocak ayında TÜFE yıllık d,86 seviyesindeyken, Yİ-ÜFE’nin D,20 düzeyinde seyretmesi, o dönemde üretici maliyetlerinin tüketiciye yansıma hızındaki değişkenliği ortaya koymuştu.
Ancak asıl yapısal dönüşüm 2025 yılında yaşandı. 2025 yılının Aralık ayı itibarıyla Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) yıllık 5,11 artış göstererek, hizmet sektöründeki fiyat katılığı ve maliyet artışının sürdüğünü kanıtladı. Bu dönemde konaklama ve yiyecek hizmetlerindeki 5,46’lık, gayrimenkul hizmetlerindeki A,21’lik yıllık artışlar, hizmet enflasyonunun genel endeksi nasıl yukarı çektiğinin en somut kanıtlarıdır. Üretim tarafında ise Yİ-ÜFE, enerji maliyetlerindeki normalleşme ile daha hızlı bir gerileme eğilimine girmişti.
Fiyat endeksleri arasındaki ilişkiyi analiz ettiğimizde, geleneksel olarak üretici fiyatlarının (Yİ-ÜFE)........
