Enflasyonla mücadelede önemli bir baş ağrısı: Gübre fiyatları
Üç yıl önce Betam saha çalışmasına dayalı bir fındık araştırması gerçekleştirmişti. Araştırmanın en önemli bulgusu verimliliğin fındığın geleceği açısından hayati önemde olduğuydu. Öte yandan bu araştırma sayesinde Karadenizlilerin fındık tutkusuna da birinci elden şahit olmuştuk. Öyle bir tutku ki özellikle verimin düşük olduğu fındık bahçelerinden elde edilen kazanç verilen emeğe değmese bile fındıktan vazgeçmiyorlar.
Tutkunun hesap kitabın önüne geçmesi en yüksek eğitim seviyesine sahip bahçe sahipleri için de geçerli. Mensup olduğum Bahçeşehir Üniversitesinden Ordulu bir meslektaşım tipik bir örnek. Her yıl ağustos ayında ürünün toplanmasını ve satışını şahsen organize eder. Bu meslektaşıma geçen perşembe yemekte rastladım. Sohbet sırasında “bu yıl fındıkta durum nedir?” diye sordum. Tereddütsüz “gübre fiyatları o kadar arttı ki herhalde zarar edeceğim” dedi ve “bahçeyi sat o zaman” dememi beklemeden “ama bahçeyi asla satmam” diye ekledi.
Gübre fiyatlarında dudak uçuklatan artış
Gübre fiyatlarından şikâyet aklıma takılmıştı. Geçen cumartesi bu haftanın yazı konusu için TÜİK’in yeni yayınladığı istatistikleri gözden geçirirken Tarım Girdi Fiyat Endeksinin (GFE) Mayıs verilerinin yayınlandığını gördüm. Gübre ve toprak geliştiriciler kaleminde yıllık fiyat artışı yüzde 63,6 ile diğer girdilerin çok üzerindeydi. Gübre fiyatını Enerji ve Yağlayıcı fiyatlarındaki artış takip ediyor ama bu kalemde artış yüzde 40,7’de kalmış. GFE’de yıllık artış ise yüzde 36,7. Diğer tüm girdi kalemlerinde artışlar bu oranın altında. Kısacası gübrede enflasyon tarım girdi enflasyonunu önemli ölçüde yükselten bir etken.
Bu özellik son döneme özgü de değil. TÜİK Gübre ve........
