OVP 2027-2029 hedeflerin gerçekçiliği, politika gerilimleri ve işletmelere etkileri
Ana değerlendirme: OVP, Türkiye ekonomisinin temel sorunlarını büyük ölçüde doğru tanımlıyor: yüksek enflasyon, verimlilik ihtiyacı, dışa bağımlılık, finansman maliyeti ve işgücünün yeterince değerlendirilememesi. Ancak sorunların doğru tanımlanması, hedeflere ulaşılacağını göstermiyor.
Programın en zayıf noktası; enflasyon düşerken büyümenin hızlanacağı, dış açığın azalacağı ve sosyal refahın iyileşeceği varsayımını, bunları hangi politika katkılarının ne ölçüde sağlayacağını yeterince görünür kılmadan sunmasıdır. Seçim takvimi ve uygulama riskleri hesaba katıldığında, hedeflerin tamamına zamanında ulaşılmasına ihtiyatla yaklaşmak gerekir.
Soru: Bu iyileşme ne kadar verimlilik artışına, ne kadar dış maliyetlerin düşmesine, ne kadar iç talebin kontrolüne dayanıyor? Bu katkılar ayrıştırılmadan hedeflerin dayanıklılığı tam değerlendirilemez.
2 Başlangıç koşulları hedeflerden daha zor bir tablo gösteriyor
Ağustos 2026’da yıllık enflasyon 1,51, hizmet enflasyonu @,28. İkinci çeyrekte yıllık büyüme %2,3; temmuzda işsizlik %8,1, atıl işgücü 0,6.
Bu görünüm, fiyat artışlarını sınırlama ihtiyacı ile üretim ve gelirleri destekleme ihtiyacının aynı anda güçlü olduğunu gösteriyor.
Program yalnızca hedef rakamlarla değil, bu hedeflere ulaşmanın maliyetinin kimler tarafından taşınacağıyla da değerlendirilmelidir. Enflasyonun düşmesi; geçmiş satın alma gücü kayıplarının giderildiği, konutun erişilebilir olduğu veya iş kalitesinin arttığı anlamına gelmez.
A-Enflasyon hedeflerinin ötelenmesi güven sorununu büyütüyor
Önceki OVP’de 2027 için %9 olan enflasyon hedefi, yeni programda !’e yükseltilmiş; tek haneye iniş 2029’a bırakılmıştır.
Dış şoklar revizyonu gerekli kılabilir. Ancak yeni bir hedef açıklamak, önceki sapmanın nedenlerini açıklamanın yerini tutmaz.
Gereken: Sapmanın enerji, gıda, kamu fiyatları, beklentiler ve politika uygulamasından kaynaklanan bölümlerini gösteren açık bir değerlendirme.
Risk: Hedefler sık değişirse işletmeler ve çalışanlar kararlarını açıklanan hedef yerine geçmiş enflasyona göre almaya devam edebilir. Bu da dezenflasyonu zorlaştırır
B- 2027 bütçesi, enflasyonla mücadeleyi yeterince desteklemeyebilir
Merkezî bütçe açığının millî gelire oranı 2027’de %3,1’den %3,5’e yükseliyor. Faiz dışı fazla ise %0,2’den %0,1’e geriliyor.
Bu durum, kesintisiz mali sıkılaşma görüntüsü vermiyor. Bununla birlikte merkezî bütçe ile konsolide genel devlet aynı kapsamda değildir; yalnızca bu oranlardan net mali etki hesaplanamaz.
Harcamaların bileşimi ve finansmanı açıklanmadan “maliye politikası dezenflasyonu destekliyor” ifadesi yeterli değildir.
Risk: Mali destek zayıf kalırsa enflasyonla mücadele daha fazla yüksek faize dayanır; yük kredi kullanan işletmelere ve istihdama kayabilir.
C-Büyümenin........
