Yasemen Latife Ayvaz'ın tuvalleri üzerine imgesel bir okuma
Yasemen Latife Ayvaz İstanbul’u hem bir yaşam alanı hem de tükenmez bir metafor deposu olarak kullanır. Eserlerinde İstanbul'un gözden kaçan detayları — duvar yüzeylerindeki tesadüfi lekeler, köhne binaların soyulan sıvaları, Boğaz'ın renk değiştiren suyu — birer metafora dönüşür.
Borges, labirentleri sever; çünkü labirent hem bir yer hem de bir fikirdir. İçinde dolaşabilirsiniz, kaybolabilirsiniz ama aynı zamanda o labirent size kaybolmanın ne anlama geldiğini öğretir. İşte iyi bir metafor da böyledir: Hem somut hem soyuttur hem bir şeyi gösterir hem başka bir şeyi anlatır. Ve resimde metafor, sözcükteki metafordan daha derin çalışır çünkü kelime olmadan, doğrudan gözün ve duygunun içine işler.
Yasemen Latife Ayvaz'ın tuvalleri, bu derinliğin yaşayan örnekleridir. İzmir'de doğmuş, İstanbul'da büyümüş, edebiyatın koridorlarından resmin sonsuz alanına geçmiş bu ressam; eserlerini hem bir yüzey hem de bir katmanlar bütünü olarak sunar. Üstte gördüğünüz şey bir başlangıçtır; asıl konuşma daha derinde, gizlenmiş imgelerin arasında başlar.
Metafor nedir? Söylemeden söylemek
Aristoteles'ten bu yana metafor, bir şeyi başka bir şeyin adıyla çağırmak olarak tanımlanır. Ama bu tanım yeterli değildir; metafor yalnızca bir ad değiştirme değil, bir anlam genişletmedir. 'Hayat bir yolculuktur' dediğimizde hayatı bir yere götürmüyoruz; ona yeni bir pencere açıyoruz. O pencereden baktığımızda hayatı daha iyi görüyoruz — çünkü yolculuğun bildiğimiz tüm özellikleri artık hayatı da aydınlatıyor.
Resimde metafor, daha sessiz ama daha kalıcı bir biçimde çalışır. Bir tuval üzerindeki leke, yalnızca o leke değildir; bir yük olabilir, bir iz, bir yara, bir umut. Figür olmadan bile — hatta figür olmadığı için daha güçlü biçimde — bu imgeler seyircinin içinde anlam üretir. Yasemen Latife Ayvaz'ın soyut tuvalleri tam da bu alanda var olur: Her leke, her renk geçişi, her katman; söylenmemiş ama hissedilmiş bir şeyin taşıyıcısıdır.
Gizli imge: Görünenin altındaki görüntü
Sanat tarihinde gizli imge ya da latince adıyla 'imago occulta' farklı biçimlerde karşımıza çıkar. Kimi ressam eserlerine bilinçli olarak ikincil bir anlam gömüştür; kimi sanatçı ise bunu farkında olmadan yapmış, yaratma sürecinin kendisi o gizliliği üretmiştir. Her iki durumda da sonuç aynıdır: Eseri defalarca izleyen biri, her seferinde yeni bir şey keşfeder.
Yasemen Latife Ayvaz'ın yapıtlarında gizli imgeler, bilinçli bir gizleme stratejisinin değil, derin bir gözlem pratiğinin ürünüdür. Sanatçı, İstanbul'un duvarlarından,........
