Güvenlik ekonomisinin yükselişi
Geçtiğimiz günlerde Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi, hem Türkiye hem de küresel ekonomi açısından haftanın en önemli gündemlerinden biriydi. Zirve, İran ile ABD arasında varılan geçici mutabakatın çöktüğü ve çatışmaların yeniden hararetlendiği bir döneme denk geldi.
Başkan Trump önce ateşkesin sona erdiğini açıkladı; ardından karşılıklı saldırılar yeniden başladı. Savaşın ilk döneminde gün içinde 119 dolar seviyelerine kadar yükselen Brent petrol, ateşkes ve müzakere beklentileriyle temmuz başında 71 dolara kadar gerilemişti. Çatışmaların yeniden başlamasıyla Brent yeniden 78 dolara çıktı. Aynı dönemde artan petrol fiyatlarının enflasyonu ve faizleri yüksek tutabileceği beklentisiyle altın da geriledi.
Jeopolitik riskler piyasa davranışını da dönüştürüyor
Mevcut piyasa fiyatlaması Brent petrolün kalıcı biçimde yeniden üç haneli seviyelere çıkmasını temel senaryo olarak göstermese de, Hürmüz’deki geçişlerin uzun süre aksaması veya enerji altyapısının yeniden hedef alınması hâlinde bu ihtimali tamamen dışlamak da mümkün değil. Esasen burada daha önemlisi, gelişmelerin bu savaşın da Rusya-Ukrayna savaşı gibi uzun süren, zaman zaman ateşkes ve müzakerelerle kesintiye uğrayan kalıcı bir güvenlik sorununa dönüşme ihtimali.
İşte tüm bu gelişmeler, NATO Zirvesi’nin diplomatik bir buluşmadan çok daha öteye geçtiğini ve ülkeler ile küresel ekonominin yeni yönüne ilişkin önemli işaretler taşıdığını gösteriyor. Ülkeler artık yalnızca bugünkü çatışmalara değil, önümüzdeki yılları şekillendirecek kalıcı güvenlik risklerine de hazırlanıyor. Küresel sermaye de artık sadece altın veya petrolü takip etmiyor. Ülkelerin savunma bütçeleri,........
