menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Körfez’de savaş, küresel ekonomide sarsıntı

7 0
05.03.2026

Dünya artık neredeyse kronik bir belirsiz­lik döneminden geçiyor. Bir bölgede iç ka­rışıklık bitmeden başka bir coğrafyada savaş ihtimali yükseliyor. Son olarak ABD ve İsra­il’in İran’a yönelik saldırılarıyla Orta Doğu bir kez daha küresel gündemin merkezine oturdu. Üstelik bu gelişme, İran’ın uranyum zengin­leştirme faaliyetlerine sınırlama getirilmesi­ne yönelik diplomatik temaslar sürerken ya­şandı.

Savaşın ne kadar süreceği, hangi boyuta ev­rileceği konusunda en iyimser uzmanlar bile temkinli konuşuyor. Tarafların ilk açıklama­ları savaşın en az birkaç hafta devam edebile­ceğine işaret ediyor. Ancak Orta Doğu’da baş­layan hiçbir gerilimin sadece başladığı yerde kalmadığını tarih defalarca gösterdi.

Petrol 100 doları aşar mı?

Çatışmanın ilk ve en hızlı etkisi petrol fiyat­larında görüldü. Yazının kaleme alındığı saat­lerde Brent petrol 80 doların üzerine çıkmıştı. Savaşın uzaması halinde 100 doların aşılması, hatta daha yukarı seviyelerin görülmesi ihti­mal dahilinde.

Asıl kritik mesele ise Hürmüz Boğazı. Dün­ya petrol üretiminin yaklaşık %20 den fazlası Basra Körfezi çevresinde gerçekleşiyor ve bu petrolün önemli bölümü Hürmüz Boğazı üze­rinden dünya pazarlarına ulaşıyor. Boğazın kapanması ya da sevkiyatın sekteye uğraması halinde küresel ticaret ciddi bir enerji ve lojis­tik kriziyle karşı karşıya kalabilir.

Alternatif rota olarak Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı dillendiriliyor. Ancak bu güzergâhın da güvenli ve sürdürülebilir olması ayrı bir soru işareti.

Küresel ticarette yeni dönem

Enerji fiyatlarındaki artış yalnızca akarya­kıtı değil, üretimden taşımacılığa kadar tüm maliyet zincirini etkiler. Savaşın uzaması du­rumunda navlun fiyatlarının yükselmesi, te­darik zincirlerinde yeni kırılmalar yaşanma­sı ve dünya ticaret hacminde daralma ihtimali güçlenir.

Bu tablo, pandemi sonrası toparlanmaya ça­lışan küresel ekonomi için yeni bir stres testi anlamına geliyor.

Türkiye için riskler ve fırsatlar

Türkiye açısından tablo iki yönlü. Kısa va­dede riskler daha görünür. Petrol fiyatlarında­ki artış, enerji ithalatçısı bir ülke olarak Tür­kiye’nin cari dengesi üzerinde baskı yaratır. Enerji maliyetlerindeki yükseliş enflasyonla mücadeleyi zorlaştırır.

Nitekim Merkez Bankası’nın para politika­sı adımlarında daha temkinli davranması bek­lenebilir. Şubat enflasyonu beklentilerin alt bandında gelse bile, artan jeopolitik riskler fa­iz indirimi ihtimalini gündem dışı etme nok­tasına gelmiştir.

Borsada dalgalanma kaçınılmaz. Özellikle hava sahalarının kapanması ve bölgesel risk­lerin artması nedeniyle havacılık ve turizm hisselerinde baskı görülmesi şaşırtıcı değil. Türk Hava Yolları ve Pegasus hisselerindeki ayrışma bunun ilk sinyallerini verdi. Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var.

Enerji koridoru olarak Türkiye

Basra Körfezi’nden çıkan petrolün Avru­pa’ya ve hatta Asya’ya ulaştırılmasında Tür­kiye güvenli bir alternatif güzergâh olabilir. Irak-Türkiye hattı ve yeni ticaret koridoru projeleri bu noktada stratejik önem kazanıyor.

Türkiye’nin hem coğrafi konumu hem de altyapı kapasitesi, enerji ticaretinde daha merkezi bir rol üstlenmesine imkân tanıyabi­lir. Yeni İpek Yolu projeleri kapsamında Çin ve Hindistan’a uzanan ticaret hatlarında Türki­ye’nin köprü rolü güçlenebilir.

Elbette bu senaryonun gerçekleşmesi için çatışmanın bölgesel bir yangına dönüşmemesi gerekiyor. İran’ın Körfez ülkelerindeki Ameri­kan üslerini hedef alması az da olsa savaşın ge­nişlemesi riskini beraberinde getirmektedir.

Temenni ve gerçekçilik

Türkiye, daha önce Rusya-Ukrayna savaşın­da üstlendiği arabuluculuk rolünü bu süreçte de üstlenebilecek ülkelerden biri. En büyük temennimiz, masum insanların hayatını kay­betmediği ve diplomatik çözümün ağır bastığı bir sonucun ortaya çıkmasıdır.

Ancak ekonomi cephesinde temenniler yet­mez; hazırlıklı olmak gerekir. Enerji fiyatları­nın yükseldiği, lojistik maliyetlerin arttığı ve belirsizliğin derinleştiği bir döneme giriyo­ruz. Savaşın süresi ve kapsamı belirleyici ola­cak. Kısa sürerse küresel ekonomi bir sarsın­tıyla atlatabilir. Uzarsa, yalnızca bölgeyi değil dünya ticaret sistemini de yeniden şekillendi­recek bir döneme kapı aralanabilir.

Türkiye için mesele, riskleri yönetirken fır­satları doğru okuyabilmektir.


© Dünya